logo

20 Yıllık Hediye

Amerikalı Profesör Doktor Hamilton alanında bir çok başarılara imza atmış, bir çok ülkede seminerler vermiş, sayısız hastayı şifaya kavuşturmuş ünlü bir kalp ve damar cerrahıydı. Artık yaşı ilerlediğinden aktif doktorluk hayatını sonlandırmış akademik çalışmalara ağırlık vermişti. Ancak hayat torunu John’un hastalığı karşısında onu çaresiz bırakmıştı. Küçük John lösemi hastasıydı ve tüm çabalara rağmen uygun ilik bulunamamıştı.

Doktor Hamilton tüm çalışmalarına ve araştırmalarına rağmen torunu için bir şey yapamıyor, günden güne eriyen torununu gördükçe kendini kahrediyordu. Çevresi, serveti, doktor arkadaşları ve çabaları sonuç vermiyordu. Elinden gelen tek şey torunu için dua etmekti. Profesör sayısız operasyondan başarıyla çıkmış, yeri gelmiş ücret almadan dünyanın diğer ucuna giderek ağır hastaları tedavi etmişti.

Çaresizce düşündüğü bir akşam daha önce tedavi ettiği hastalarından birinin hediye ettiği Kur’an-ı Kerim gözüne ilişti kütüphanesinde. Artık dua etmekten başka bir şey yapamayan profesör inançlı bir Hristiyandı. Kur’an-ı Kerim’i eline aldı ve karıştırmaya başladı. İlgisini çekmişti ve okumayı sürdürdü. Kendisini garip bir ruh hali içerisinde bulmuştu. Okudukları kendisini çok etkilemiş, kafası karışmıştı. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar okudu ve düşündü. Tekrar dua ederek uyuya kaldı.

Profesör Hamilton rüyasında daha önce tedavi ettiği ancak adını dahi unuttuğu İranlı Majid’i gördü. Rüyasında Majid, profesöre hediye ettiği kitabı okumasını, dua etmesini ve kendisini bulmasını söylüyordu.

Profesör ameliyat ettiğinde Majid henüz 9-10 yaşlarındaydı. Doğuştan kalbi delikti ve teşhisi çok geç konmuştu. Artık ölümcül bir hal alan hastalığı tedavi edilemiyor, ailesinin maddi imkansızlıkları da yurt dışı tedavisine izin vermiyordu. Profesör Hamilton seminer için bulunduğu İran’da durumdan haberdar edilmiş ve küçük çocuğu muayene etme imkanı bulmuştu. Durum ağırdı ve bir an önce müdahale edilmesi gerekiyordu. Küçük çocuğun babası görüşmeleri sırasında maddi güçlerinin olmadığını, tedavi için başka ülkeye naklinin mümkün olmadığını ve dua etmekten başka ellerinden bir şey gelmediğini belirtmişti. Profesör düşünmeden bu küçük çocuğun tüm masraflarını karşılamış ve açık kalp ameliyatını bizzat yapmıştı. Ameliyat sonrası da hastasını takip etmiş, sık sık ziyaret etmişti. Küçük Majid iyileşip doktoru ile tanıştığında hediye etmişti doktorun uyumadan önce okuduğu Kur’an-ı Kerim’i ve bundan başka hiçbir güce inanmadığını belirtmişti.

Profesör ter içinde uyandı. Olabilir miydi, gerçekten aradığı derman, dua ettiği güç Kur’an-ı Kerim miydi? Kendisini İran’a bu güç mü götürmüştü. Hemen araştırmaya başladı. İslam ve Kur’an hakkında bilgiler edindi. Kafasındaki karışıklık daha da artmıştı. Günlerce Majid’e ulaşmaya çalışırken bir yandan da küçük çocuğun hediye ettiği kutsal kitabı okuyor, İslam’ı araştırıyordu.

Sonunda Majid’in adresine ulaştı. İlk uçakla İran’a gitti. Kısa bir araştırmadan sonra Majid’i buldu ve ona durumu anlattı. Majid kendisine hayata bağlayan doktoru karşısında görmekten çok memnun olmuştu. Zira yıllarca doktoruna yardım edebilmek, borcunu ödeyebilmek için Allah’a dua etmişti. Sonunda yardım fırsatı bulmaktan çok memnun oldu. Birlikte Amerika’ya gittiler. Gerekli testler yapıldı. Majid’in uygun bulunan iliği ile küçük John sağlığına kavuştu. Majid haftalarca küçük John’un başından ayrılmadı ve onun için sürekli dua etti.

Küçük çocuk sağlığına kavuşup ayağa kalktığında Majid ona da bir Kur’na-ı Kerim hediye ederek Amerika’dan ayrıldı. Dualarının kabul olması ve hayatını kurtaran doktora yardım edebilmesi nedeniyle Allah’a şükrederek ibadetlerine devam etti.

Küçük John dedesine Majid’in kendisine hediye ettiği kitabın ne olduğunu sorduğunda profesör baktı ve daha da duygulandı. Oğlum dedi bu kitap dünyadaki en büyük güçtür. 20 yıl önce 9 yaşındaki bir çocuğun tedavisine vesile olup, yine o çocuğu 20 yıl sonra 9 yaşındaki bir çocuğun iyileşmesine vesile eden güçtür. Dünyada bunun üzerine hiç bir güç yoktur.

Profesör dua edip şükretmeye devam ederken çok geçmeden zaten kafasını karıştıran ve içine işleyen, sürekli araştırıp durduğu İslam’ı kabul etti ve Müslüman oldu. Torunu ile birlikte İslam aşığı olarak şükürlerini sürdürdüler…

Başından beri gözümüzün önündedir aradığımız belki de…
Belki de inanmaktır en büyük güç, inanmaktır her derde çare…

Şenol GÜNECİ

Comments are closed.