logo

Aşk-ı Tevafuk

Burcu o sabah uyandığında çok heyecanlıydı. Bu uzun süredir hayalini kurduğu gün olabilirdi. Sevgilisi Kenan onu şık bir restaurantta akşam yemeğine davet etmişti ve bu gecenin hayatının gecesi olacağını düşünüyordu. Hızlıca yatağından kalktı ve banyoya yöneldi. Yüzünü yıkadı, aynada uzun uzun gülümseyerek kendisini seyretti. Akşama daha çok vardı ama yine de hazırlanabileceğinden endişeliydi.

Odasına geçti ve dolabını açtı. Uzun uzun ve tekrar tekrar tüm giysilerini gözden geçirdi. Sonunda dizleri hizasında olan askılı mavi elbisesi gözüne ilişti. Kenan ile tanıştığı gün de o elbise vardı üzerinde ve sonradan söylediğine göre Kenan o elbiseyi çok beğenmişti. Tereddüt etmeden o elbisede karar kıldı ve kahvaltı için mutfağa yöneldi.

Burcu mutfakta annesi Derya ile karşılaştı. Annesi çoktan kahvaltıyı hazırlamıştı bile. Gülümseyerek annesinin yanağına bir öpücük kondurdu ve sıkıca sarıldı. Derya çok şaşırmıştı bu duruma. Kızı her zaman neşeli ve güler yüzlüydü ama onu hiç bu kadar mutlu ve enerjik görmemişti. Mutlu bir şekilde kahvaltılarını yaptılar. Derya kızında bir haller olduğunu anlamıştı ama çok da üzerine gitmedi.

Derya eşini 2 yıl kadar önce trafik kazasında kaybetmişti. 19 yaşındaki kızı Burcu tek çocuklarıydı ve üniversiteye henüz başlamıştı. Babasının hayalini kurduğu gibi mimar olacaktı. Burcu ve Derya yalnızlığa zor da olsa alışmış, kendilerine bir düzen kurmuşlardı. Derya kaybettiği eşi gibi başarılı bir avukattı.

Burcu kahvaltıdan sonra yine aynı heyecan ve telaşla odasına yöneldi. Bugün onun için çok önemliydi. Saatlerce hazırlandı, makyaj yaptı. Uzun uzun hayaller kurdu. Hayaller uzadıkça vakit de ilerledi. Saat yaklaşmıştı artık. Kenan’dan ses çıkmamıştı. Oysa hiç bu kadar açmazdı arayı. Sık sık arar, mesaj gönderirdi. Kenan da Burcu’yu en az onun kadar seviyordu.

Burcu hazırlanmış heyecanla Kenan’ı beklerken yerinde duramıyor, gözlerini camdan alamıyordu. Sonunda yolun karşısında Kenan’ın arabası belirdi. Henüz Kenan ile Derya’yı tanıştırmamış hatta bahsetmemişti bile. Lise yıllarında başlayan aşkları sessiz, gözden ırak ve derinden ilerliyordu Kenan ile Burcu’nun. Hızlıca odasından çıktı ve annesine arkadaşlarıyla buluşacağını söyleyerek evden ayrıldı.

Koşar adımlarla vardı Kenan’ın arabasının yanına. Kapıyı açtı ve arabaya bindi. Gözelerine inanamadı. Kenan her zamankinden daha yakışıklıydı. Daha önce takım elbise ile görmediği sevgilisi çok şık bir takım elbise ile karşısında duruyordu. Kenan 25 yaşlarındaydı ve Hukuk Fakültesi’ni yeni bitirmişti. Meslek hayatı boyunca takım elbise giyeceğini düşündüğünden pek takım elbise giymezdi. Gözleri kamaşıyordu Burcu’nun ve bir kez daha aşık olmuştu sevgilisine. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Yol hiç bitmedi ve ikisi de yol boyunca tek kelime etmedi. Çok heyecanlıydılar. Kenan’ın da heyecanı gözlerinden okunuyordu.

Sonunda restauranta vardılar. Gerçekten çok şık bir yerdi. Burcu’nun heyecanı daha da katlanmıştı. Kenan’ın koluna girdi ve restauranta doğru yürümeye başladılar. Burcu adeta bulutların üzerindeydi. Kenan’ın kolunda olmasa düşecek gibi hissetti. Mutluluktan ayakları yere basmıyordu.

Restauranta girdiler ve manzaranın en iyi olduğu, Kenan’ın önceden ayırtarak üzerini güller ile donattığı masaya geçtiler. Yemeklerini yerken Kenan Burcu’ya onu ne kadar çok sevdiğini anlatıyordu. Burcu ise yalnızca gözleriyle onun aşkına karşılık veriyordu. Çok geçmeden beklediği an geldi. Kenan Burcu’nun yanında diz çökerek evlenme teklifi etti. Burcu’nun hayalleri gerçek olmuştu. Dünyanın en mutlu insanı olduğunu düşünerek tereddüt dahi etmeden teklifi kabul etti ve Kenan’a sıkıca sarıldı. Artık onlardan mutlusu yoktu yer yüzünde…

Romantik ve sürprizlerle dolu bir akşam yemeği sonrası Kenan’ın arabası ile yola koyuldular. Kenan da annesi Güler ve babası Hakan ile sevgilisi Burcu’yu henüz tanıştırmamıştı. Güler haberdar olsa da hayatında birinin olduğundan, Hakan bihaberdi olanlardan. Ailelerine nasıl haber vereceklerini düşündüler. Bu kolay olmayacaktı. Çekiniyorlardı. Kenan annesi’ne anlatacağını söyledi. Güler, emekli öğretim üyesi olan eşi Hakan’a durumu uygun bir dille anlatırdı nasılsa. Burcu ise tek dayanağı, hayat arkadaşı annesini yalnız bırakmak istemiyor, inciteceğinden çekiniyordu.

Kenan, Burcu’yu eve bıraktıktan sonra heyecanla evinin yolunu tuttu. O gece ikisi için de bitmek tükenmek bilmedi. Sabaha kadar telefonla konuştular ve birbirlerini ne kadar çok sevdiklerinden bahsederek gelecek hayalleri kurdular.

Sonunda sabah olmuştu. Burcu erkenden hazırladı kahvaltı masasını. Hafta sonu bu kadar erken kalkıp hele de böyle bir sofra hazırlaması pek alışılmış bir durum değildi. Annesini öperek uyandırdı ve kahvaltıya davet etti. Derya olanlara şaşırmış nedenini merak ediyordu. Çok geçmeden Burcu durumu anlattı ve Kenan’dan bahsetti. İstemeye gelmeleri için izin istedi ve okulu bitirince evleneceklerini ekledi. Derya çok sevinmişti kızının bu denli mutlu oluşuna. Damat adayının ismini sordu. Burcu “Kenan” diye cevap verince daha da sevindi. Çünkü Derya henüz Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken kuracağı yuvanın hayallerini kuruyor, oğlunun olmasını ve adını Kenan koymayı istiyordu. Oğlu olmamıştı belki ama Kenan isminde bir damadı olacaktı…

Kenan’da aynı heyecanla kahvaltı masasında ailesine açtı durumu. Güler ve Hakan da çok sevindiler. Uzun uzun sorular sordular. Kenan o kadar çok anlattı ki ailesine Burcu’yu, sanki yıllardır tanıyor gibiydiler…

Çok geçmeden tanışma günü belirlendi. 1 hafta sonra aileler tanışacak ve Burcu’yu Kenan’a isteyeceklerdi. Bu ömürlerinin en uzun haftası oldu. Sonunda beklenen gün geldi çattı. Kenan sabahın erken saatlerinde hazırlıklar için evden ayrıldı. Her ikisinin de evinde tatlı bir telaş vardı. Kenan traş oldu, çiçeğini çikolatasını aldı ve eve döndü. Takım elbisesini giydi, içeri geçti ve çoktan hazırlanıp bekleyen Hakan ve Güler’i de yanına alarak yola koyuldu…

Burcu çoktan hazırlanmış hayatının erkeğini bekliyordu. Artık önlerinde bir engel yoktu. Saatler geçmek bilmedi. Kapı çalınca heyecanla koştu ve kapıyı açarak misafirlerini karşıladı. Güler Burcu’yu çok beğenmiş, Hakan’in kulağına eğilerek çok güzel ve efendi bir kız olduğunu fısıldamıştı bile…

Derya hazırlıklarını tamamlayarak misafirlerine doğru yöneldi. Misafirlerini karşıladığı esnada donup kaldı. Beynine kaynar sular dökülmüştü sanki. Nefes alamıyor, odaya sığamıyordu.

Çünkü henüz üniversitede öğrenci olduğu yıllarda delice aşık olduğu, gelecek hayalleri kurup ondan bir oğlunun olmasını ve adını Kenan koymayı istediği ancak uzun ilişkilerini babasının onay vermemesinden dolayı bitirdiği, öğretmeni Hakan evinde tam karşısında duruyordu…

Çaresiz aşklar mıdır ölümsüz olan, yoksa ölümsüz olmaları mıdır onları çaresiz kılan…

Şenol GÜNECİ

Comments are closed.