logo

Banktaki İhtiyar

Şiddetle tartışan ve hatta ayrılmanın eşiğine gelen genç çift, bir anda bankta oturup dikkatli gözlerle kendilerini seyreden ihtiyarı fark ettiler. İhtiyar hiçbir şey söylemeden başını önüne eğdi ve yutkundu. Çift ise kavga etmeyi bırakmış ve sakinleşmişlerdi.

Derken genç adam ihtiyara doğru yöneldi ve yanına oturdu. Genç kız ise olduğu yerde kalakalmıştı. Bir süre kimsenin ağzını bıçak açmadı. İhtiyar ve genç adam bankta oturuyor, genç kız ise ağlamaklı gözlerle olduğu yerden onları seyrediyordu.

Bu matemsi sessizliği ihtiyar adam bozdu ve “Gel kızım, sen de yanıma otur” diye seslendi genç kıza. Bir yanına genç adamı, diğer yanına ise genç kızı alan ihtiyar her ikisinin de ellerini tuttu ve neden kavga ettiklerini sordu. Genç kız ve genç adam aynı anda konuşmaya hatta tekrar kavga etmeye başlayınca yaşlı adam tekrar müdahale etti ve “Neyi paylaşamıyorsunuz bu yaşta. Neden birbirinizi kırıyor, üzüyorsunuz. Uzun süredir tartışmanıza tanık oluyorum ve elle tutulur, gözle görülür bir neden bulamadım. Neden bir birbirinizi incittiğinizi de anlamadı. Neden bu şiddet. Şimdi birbirinizin değerini bilmezseniz, ileride çok pişman olur, birbirinizi ararsınız. Geçmişi geri getiremeyeceğiniz gibi, gelecekten de tat alamazsınız. Birbirinizi çok sevdiğiniz her halinizden belli zaten. Şimdi düşünün ve karar verin.” diye ekledi. Kısa bir sessizlikten sonra ihtiyar devam etti. “Ya bitirin bu ilişkiyi, ya da tamir edin kırdığınız kalpleri. Ya uzlaşın bir an önce, ya da ayrılın vakitlice. Ya saygı gösterin birbirinize, ya da yollarınızı ayırın saygı çerçevesinde. Ya tam sahip çıkın sevginize, ya da elveda diyin birbirinize. Şimdi söz sizde, karar sizde, hüküm sizde, en doğrusu son kez sorun kalbinize.” dedi ve sustu.

Bu sözleri şaşkınlıkla dinledi genç çift. Oysa sıradan nasihatler edecek, kafalarını şişirecek sanmışlardı. İhtiyarın bu sözleri çifti duygulandırmıştı. Kendi dertlerini, anlaşmazlıklarını ve tartışmalarını unutup ihtiyara odaklanmışlardı. Belli ki bu ihtiyarın da gönül yarası vardı. Genç kız ve adam göz göze geldiler. Konuşmadan öylece birbirlerini seyrettiler. Derken ihtiyara döndü genç adam “Sen anlat baba. Senin pişmanlıkların, acıların nelerdir? Sen bizi çok dinledin, biz de biraz seni dinleyelim. Hem şimdi fark ettim seni daha önce de burada gördüğümü. Yine böyle yalnız, sessiz, elinde çiçeklerle oturuyordun. Bu durum daha önce de dikkatimi çekmişti. Fakat tartışmamızdan, stresten aklım başımdan gitmiş. Anlat bize hikayeni, dinleyelim seni.” dedi. Gülümsedi ihtiyar. İki gence de tebessüm ile baktıktan sonra “Siz kendi derdinizi çözebildiniz mi ki beni dinleyeceksiniz. Siz önce sevdanıza sahip çıkın, sonra bana çare arayın. Şimdi gidin ve tartışmadan birbirinizi dinleyin. Yüreğinize sorun ve onu dinleyin. Ama mantığınızı da gözardı etmeyin. Önce aklınızı ve kalbinizi uzlaştırın. İkisi de farklı düşünse de mutlaka uzlaştıkları bir nokta vardır. Onları uzlaştırdıktan sonra da siz uzlaşmaya çalışın.Yine olmuyorsa bu sevdadan vazgeçin. Hiç kimsenin bir başkasını kırmaya hakkı yoktur. Sizin de yok. Varın gidin hükme varın ve beni de yalnız bırakın” diye ekledi.

Genç çift ihtiyarın yanında kafaları karışık bir halde ayrıldıklarında bir yandan da ihtiyarın hikayesini düşünüyorlardı. Acaba başından neler geçmişti. Yaşına bakılacak olursa anlatacağı çok şey olmalıydı. Çok geçmeden genç çift birbirlerinde özür dileyerek barıştılar. Artık aralarında hiçbir sorun yoktu ve aşkları her geçen gün daha da büyüyerek ilerliyor, evlilik planları yapıyorlardı. Diğer yandan da onların sorunlarını çözmelerine vesile olan ihtiyar akıllarını kurcalıyordu. Onunla karşılaştıkları yere sık sık gider oldular ancak bir türlü ihtiyarı bulamıyorlardı. Bu durum onları daha da meraklandırmıştı. Bir süre sonra nişanlandılar. Nişan telaşından uzun süredir yoğunlardı ve ihtiyar ile karşılaştıkları yere gitmemişlerdi. “Banka gidelim ve ihtiyara bakalım. Belki orada bulur hikayesini dinleriz” dedi genç kız. Nişanlısı “Evet onu unutmuşum. Ben de çok merak ediyor, onu dinlemek istiyorum. Oysa daha önce bir çok kez farklı zamanlarda orada olduğunu görmüştüm. Belki yine oradadır.” dedi ve yola koyuldular.

İhtiyar ile karşılaştıkları yere vardıklarında ihtiyarın yine aynı bankta ve yine aynı şekilde elinde çiçekler ile oturduğunu görünce sevinen ve heyecanlanan çift soluğu ihtiyarın yanında aldılar. İhtiyarın elini öptükten sonra barıştıklarını ve nişanlandıklarını söyleyerek ihtiyara teşekkür edip yanına oturdular. “Senin de başından birçok şey geçmiş olmalı, yaşanmışlıkların, belki de yaşayamadıkların, hayallerin, pişmanlıkların ve anıların olmalı. Biraz da sen anlat biz seni dinleyelim. Mesela neden sürekli aynı bankta, aynı şekilde elinde çiçeklerle oturuyorsun? Gerçekten merak ediyoruz. Seni uzun süre aradık. Bizimle hikayeni paylaşır mısın?” dedi genç adam. Gülümsedi ihtiyar ve aynı zamanda da duygulandı. “Paylaşırım tabi. Anlatırım eğer dinlerseniz” diye cevap verdi. “Seni dinlemekten çok mutlu oluruz.” dedi genç kız.

İhtiyar derin bir nefes çektikten sonra birkaç saniye bekledi ve anlatmaya başladı. “Ben daha küçükken annem ile sürekli pazar alışverişine çıkardık. Ama ben hiç sevmezdim pazara girmeyi. Şu karşıda gördüğünüz yerde o zamanlarda da şimdiki gibi pazar kuruluyordu. Şimdikinden farklı olsa da yine aynı yerdeydi. Ben hep burada oturur annemi beklerdim. Banklar yenilense de bankların yeri ve benim her pazar kurulduğunda buraya gelmem yıllar geçse de değişmedi.” dediğinde genç kız sözünü kesti ve “Anneniz yaşıyor mu hala”diye sordu heyecanla. “Hayır, yıllar önce kaybettik” diye cevap verdi ihtiyar. Bunun üzerine genç adam söze girdi ve “Ne güzel yılların geçmesine, zamanın değişmesine rağmen yine aynı yerde eskisi gibi oturuyorsunuz. Çiçekler de sevginizden ve saygınızdan olmalı.” dedi. “Evet annemi hala seviyor, sayıyor ve özlüyorum. Ama tam olarak öyle değil” dedi ihtiyar ve anlatmaya devam etti.

“Bir gün yine annem ile pazar yerine gelmiştik ve ben bankta oturarak onu bekliyordum. Yıllarca olduğu gibi yine pazardan çıkacak ve yanıma doğru gelecekti. Ben de ona doğru yönelecek ve elindekileri alarak evimizin yolunu tutacaktım.”  Genç kız tekrar araya girdi ve “Yoksa o gün annenize bir şey mi oldu?” diye sordu. Yine “Hayır” diye cevapladı ihtiyar ve devam etti. “Ben o gün burada annemi beklerken hayatımın aşkı ile karşılaştım ve ilk gördüğüm an sol yanımdan vuruldum. Tüm kalbim ile tutuldum. Biricik aşkım” dedi ve durakladı. “Kavuşamadınız mı yoksa?” diye sordu genç adam. “Bize verdiğiniz nasihatler, kurduğunuz cümleler ve olaya yaklaşımınız o yüzden mi bu şekilde” diye ekledi duygulanan genç. Elleri ile sakallarını okşadı ve gülümseyerek “Hayır kavuştuk. Benim gibi o da ilk gördüğü andan beri bana vurulmuş. Önümüze engeller çıksa da aşkımız hep galip geldi. Sonunda evlendik ve dünyalar güzeli bir kızımız oldu. Kızım, güzel kızım benim.” dedi ve gözleri doldu ihtiyarın. Konuşamadı, devam edemedi. Gözleri uzaklara daldı ve elini tekrar sakallarına attı.

Genç kız iyice yaklaştı ihtiyar adama ve ellerini tutarak “Yoksa kızınızın başına bir şey mi geldi?” diye sordu tedirgin bir sesle. Tekrar “Hayır” diye yanıtladı ihtiyar adam ve devam etti. “Kızım çok şükür iyi. Sağlığı, sıhhati yerinde ve çok mutlu. Geçen yıl evlendirdik. Başka bir şehre yerleşti. Uzun zamandır görmedim onu ve çok özledim. Ondan dolayı duygulandım.” dedi.

Genç adam iyice meraklanarak “Peki tam olarak öyle değilse, elinde çiçeklerle neden hala bu bankta oturuyorsun. Eşin nerede, yoksa aranız mı bozuldu.” diye sorduğunda nişanlısı ona susmasını işaret etti ve yalnızca “Eşiniz…” diyebildi hüzünlenerek. “Eşiniz hayatta mı?” diye sordu. İhtiyar adam tekrar uzaklara daldı. Yine derin bir nefes alarak anlatmaya devam etti. “Eşim ile uzun yıllar önce evlendik ve birbirimizi hiç üzmedik. Hiç saygısızlık yapmadık ve sevgimiz hiç azalmadı. Hiçbir zaman aramız bozulmadı. Ben onu hala ilk gördüğüm anda olduğu gibi seviyorum. Hatta yıllar aşkımı arttırdı. Sevdam yıllandıkça büyüdü, güzelleşti. Ömrüm oldukça da bu değişmeyecek” dedi ve ayağı kalktı.

Yerinden fırlayan genç, ihtiyarın koluna girdi ve “Sizi üzmek istemezdim” diyerek özür diledi. “Özür dileyecek bir şey yok” dedi ihtiyar. “Sen de nişanlının, kısmetse eşinin kıymetini bil. Bizim gibi sevgili, saygılı ve hoşgörülü olarak uzun yıllar mutlu bir ömür geçirin. Ben pişman olmadım, aşkımın peşinden gittim. Engellerin hepsini aştım. Fırtınalara karşı koydum. Her zaman ailemi her şeyden üstün tuttum ve sevdim. Sevgi saygı ve hoşgörü olduktan sonra hiçbir şey aşkınıza engel olamaz. Ama önce birbirinizi anlayın ve kırmamaya özen gösterin. Sevginiz, saygınız eksilmesin” dedi ve pazara doğru hareketlendi. Yerinden kalkarak ihtiyarı yakalayan genç kız “Çiçekler… Çiçekler de eşinize karşı olan sevginizden mi? Yani burada hem eşinizi hem annenizi anıyorsunuz ne güzel” deyince, ihtiyar tekrar genç kıza döndü ve devam etti.

Evet çiçekler eşim, bankta oturmam annem için. Ben evlendikten sonra eşim de burada pazara gelmek ve benimle alışveriş yapmak istedi. Ona annem ile hiç girmediğimi, ona olan saygımdan ötürü onunla da giremeyeceğimi söyledim. Zira evlendiğimizde annemi kaybetmiştim. Eşim de anlayışla karşıladı bu durumu ve bana kızmadı. Annemden sonra da yıllarca eşimi bekledim burada. Tek bir farkla, eşimi elimde çiçekler olduğu halde bekledim. Ona, onu hep bu şekilde bekleyeceğime dair söz vermiştim. Her pazardan çıkışında elindekileri alıp çiçeğini verdim.” dedi ve pazara doğru yürümeye devam etti.

Genç çift duygulanarak tekrar banka oturdular ve birbirlerine “Biz de böyle bir aşk yaşayalım, hiç birbirimizi üzüp kırmayalım ve verdiğimiz sözleri ne pahasına olursa olsun tutalım. Tam birbirimizi kaybedecekken rastladığımız bu ihtiyarı da hiç unutmayalım ve söylediklerini aklımızdan hiç çıkarmayalım. Belki de onun mucizesi bizi bir arada tutmaya vesile oldu.” diye söz verdiler.

O gün genç çift ihtiyarın aşkına hayran bir şekilde, uzun süre bankta sevgiyle, göz göze, diz dize oturdular. Derken elinde pazar poşetleriyle belirdi ihtiyar. “Siz siz olun ne olursa olsun verdiğiniz sözleri tutun. Birbirinize karşı yalan söylemeyin ve mutluluğu da, kederi de, hastalığı da, sağlığı da paylaşın. Ben hep sözümü tuttum, ve ömrüm yettiğince de tutmaya devam edeceğim” dedi ve bankın arkasında elinde çiçeklerle bekleyen yaşlı kadını göstererek “İşte hayatımın anlamı, işte ömrümün geri kalanı, çocuğumun anası, işte sevdiceğim, işte her şeyim. Ben gücüm yettiğince onu burada, aynı şekilde bekleyecek, gerekirse sırtımda götüreceğim.” dedi ve kol kola uzaklaştı ihtiyar aşıklar…

Şenol GÜNECİ

Comments are closed.