logo

Son Adalet Avcısı

Silahını doğrulttu ve “Teslim ol!” diye bağırdı Dedektif Marcus Nelson. “Ellerini kaldır ve teslim ol…” Belki de meslek hayatında son kez bu komutu veriyordu karşısındaki şüpheliye…

2 ay kadar önceydi…
Dedektif Marcus Nelson ve ortağı Dedektif Jeremy Sanders ihbar üzerine cinayet mahalli olan eve gittiklerinde yaşlı bir adamın öldürülmüş olduğunu gördüler. Bahçe içerisinde bulunan bu mütevazi eve olay yeri inceleme ekipleri çoktan gelmiş ve incelemelerine başlamışlardı bile. Dedektif Nelson ve Sanders ilk incelemelerinde yaşlı adamın kafasına sert bir cisim ile vurularak öldürüldüğü izlenimini edindiler. Maktulü soruşturmak üzere dışarı çıktıklarında ise genç bir kızın ağlayarak bahçeden içeri girmek üzere olduğunu gördüler.  Genç kıza doğru yönelen Dedektif Nelson kısa bir kaç sorudan sonra bu kızın maktulün kızı Sarah olduğunu öğrendi.

Komşu ikametlerde de bir süre soruşturma yaptıktan sonra Mahtul David’in kızı Sarah ve oğlu Mark ile yaşadığı bilgisini edinen dedektifler tekrar cinayet mahalline döndüler. Sarah ağabeyi Mark’ın babası ile birlikte yaşadığını, kendisinin ise şehir dışında öğrenim gördüğünü söyledi. Ağabey Mark ortalarda görünmüyordu. Kapı ve pencerelerde ise zorlama izi yoktu. Ayrıca cinayet silahının da bulunamaması Mark’ı şüpheli listesinin en üstüne yerleştirmişti bile.

Olay yerindeki çalışmalarını yaptıktan sonra tüm ekip ile birlikte dedektifler de ofise döndüler. Dedektif Nelson’un tüm delil ve bilgileri içeren dosyayı alarak masasına geçtiğinde ise saat gece yarısını çoktan geçmişti bile. Dedektif Sanders da yanına geldi ve dosyayı ortağının önünden aldı. “Bu dosya ile ben ilgilenirim. Sen git dinlen. Zaten 2 ay sonra emekli olacaksın. Yoruldun. Artık böyle şeyler ile kafa yorma. Git ve ailen ile zaman geçir. Bu ağır tempodan yavaş yavaş kop artık. Ben yardımına ihtiyaç duyduğumda seni ararım. Geç oldu, git hadi.” dedi Dedektif Sanders. Ama Dedektif Nelson gitmek istemiyordu. Emniyet teşkilatında “AVCI” lakabıyla ün yapmıştı ve failini bulamadığı, sırlarını çözemediği hiçbir cinayet yoktu geçmişinde. Bunu da çözmeliydi. Belki de son soruşturması olacaktı. Ama şanına yakışır şekilde noktalamalıydı kariyerini. Yine de ortağının uyarısını kulak ardı etmedi. Ofisten ayrılarak evine gitti. Eşi ve oğlu ile zaman geçirmek, dinlenmek istese de aklı cinayette kalmıştı. Başka hiçbir şeye odaklanamıyor, bu dosyayı bir an önce çözmek istiyordu. “Yarın ilk iş Sarah’ı sorgulamalı, sonra da Mark’ı bulmalı” diye düşündü uyumadan önce.

Sabah evden çıktığında ofise gitmek yerine cinayet mahalline yöneltti aracını Dedektif Nelson. Tekrar olay yerini incelemek istiyordu. Evin bahçesini ve etrafını iyice inceledi. Bahçenin arka kısmı ormanlık araziye bakıyordu. Yanlarında komşu evler, önünde ise ana yol bulunuyordu. Ana yola çıktığında evin karşısında bulunan market dikkatini çekti Dedektif Nelson’un. Markete giderek güvenlik kamerası olup olmadığını sorduğunda ise polislerin görüntüleri aldığı cevabını aldı. Sonra maktul David hakkında bilgi istedi. Kasiyer kız “David çok tatlı biriydi. Her gün gelip ekmek, süt ve gazete alırdı. Kısa kısa da sohbet ederdik. Kızı Sarah üniversiteye gittiğinden beri keyifsizdi. Zira oğlu Mark uyuşturucu bağımlısı ve agresif bir gençtir. Tüm mahalleli ondan çekinir. Doğrudan söylemese de David de ondan çok şikayetçiydi ve hareketlerinden dolayı huzursuzdu. Çok üzüldüm. Suçluları bulup cezalandırın lütfen.” dediğinde tekrar Mark’a odaklandı Dedektif Nelson. Onu bulmak ve sorgulamak artık ilk hedefi olmuştu.

Dedektif Nelson emniyet ofisine geçtiğinde bekleme salonunda ağlayan Sarah’ı fark etti. Ofisine davet ederek kahve ikram ettikten sonra ağabeyi hakkında duyduklarından da bahsederek olanları ve ailesini anlatmasını istedi. Sarah “Annemi yıllar önce kaybettik. Babam ve Mark ile birlikte yaşıyorduk. Ben geçen yıl üniversite öğrenimim için başka bir şehre taşındım. Babam emeklidir. Bütün vaktini bahçe işleriyle uğraşarak geçirir. Mark ise içine kapanık, agresif bir çocuktur. Annem öldükten sonra dengesi bozuldu. Mark anneme çok düşkündü. Geçen yıldan beri de uyuşturucu bağımlısı oldu. Çalışmadığı için para konusunda babam ile kavga ettikleri çok olur. Sık sık tartışırlar. Mark benimle çok iyi geçinir. Sever, sayar, korur. Bana karşı herhangi bir şiddet eğilimi olmadı. Babamı öldürmüş olabileceğini de sanmıyorum ama uyuşturucu etkisindeyken ne yaptığını pek bilmez. Söylediğim gibi bir tek benimle iyi geçinir. Babamla tartıştıktan sonra bile pişman olup bana pişmanlığını anlattığı çok olmuştur. Mark ile en son 2 gün önce telefon ile görüşmüştüm. Yanıma geleceğini, beni özlediğini söylemişti. Babamdan ise hiç bahsetmedi. Olay günü babamı aradım ve birkaç gün sonra geleceğimi söyledim. Çok sevindi. Ben hemen yola çıktım birkaç gün sonra dememin nedeni ona sürpriz yapmaktı. Geldiğimde ise bu acı manzara ile karşılaştım. Mark’ın nerede olduğunu bilmiyorum. Telefonu da kapalı. Bunu babama kim yaptıysa bulun ne olur.” dedi ve ağlamaya başladı. Dedektif Nelson Sarah’ı teselli etmeye çalıştıysa da başaramadı. Katili bulacağına söz verdikten sonra Sarah’ı evine bırakmaları için polis memurlarına teslim etti.

Dedektif Nelson, ortağı Sanders’ın odasına giderek kamera kayıtlarını sorduğunda Sanders çoktan görüntüleri izlemeye başlamıştı bile. Hemen ortağının yanına oturdu ve görüntüleri izlemeye koyuldular. Mark’ın evden koşarak çıktığı ve hızla uzaklaştığı net bir şekilde görülüyordu. Geri dönmüş olma ya da David’in görülme ihtimaline karşı birkaç saat daha izlediler görüntüleri. Ama ne gelen giden vardı eve, ne de David görülmekteydi. Tekrar tekrar izlediler. Dedektifler Nelson ve Sanders dosya üzerinde çalışırken Sanders’ın oğlu Danovan telaşla içeriye girdi ve “Baba konuşmamız lazım” dedi. Sanders “Konuşalım” diye cevap verince Danovan Dedektif Nelson’a baktı ve “Yalnız” diye yanıtladı. Bunun üzerine Sanders ve Danovan odadan çıktılar.

Danovan Dedektif Nelson’ın oğlu Tim’in yakın arkadaşıydı ve birlikte üniversite öğrenimi görüyorlardı. Bu nedenle Nelson Danovan’ı yakinen tanıyordu ve samimiydiler. Kendisinden hiçbir şey saklamazdı ve çok severdi. Onu ilk kez bu kadar telaşlı görüyordu. Hem endişelenmişti, hem de meraklanmıştı. Neydi onu bu denli telaşlandıran…

Bir süre sonra Dedektif Sanders ofise döndü. Onun da yüzü bembeyaz kesilmişti ve çok tedirgin görünüyordu. Laptoptan görünütüleri inceleyen Dedektif Nelson’un yanına yöneldi ve bilgisayar ekranını kapattıktan sonra “Bu kadar yorma kendini Mark’ı bulur cezasını veririz. Şimdi gidip bir şeyler içelim.” dedi. Dışarı çıktıklarında Dedektif Nelson ısrar etse de Sanders net bir cevap vermediği gibi sürekli kaçamak cevaplar ile geçiştirdi. Ama Dedektif Nelson şüphelenmişti bir kere. Avcı lakabını boşuna kazanmamıştı ve bunu da öğrenecek, kafasındaki soruları giderecekti. Tam bu esnada telsizden bir anons duyuldu. Gelen anonsta eşkali Mark’a benzeyen birinin terk edilmiş, harabe bir eve girerken görüldüğü bildiriliyordu. Dedektifler soluğu söz konusu adreste aldılar. Gerçekten de Mark orada hareketsiz yatıyordu. Hemen kelepçeleyerek uyandırdılar. Mark kendisinde değildi. Belli ki yine uyuşturucu kullanmış ve uyuşturucunun etkisindeydi. Sorgu odasına aldıklarında henüz kendisine geliyordu.

Dedektif Sanders ortağı Dedektif Nelson’a “Sorgulama işini bana bırak. Artık emekliliğin geliyor. Ben gerisini hallederim. Sen git ve keyfine bak” dediğinde Nelson bunu kabul etmedi. Mark’a suçlamaları ve haklarını hatırlattıklarında ise Mark adeta şok olmuştu. Belli ki olanlardan haberi yoktu. Sinir krizleri geçirmeye başladı. Kendisine geldiğinde ise olanları ve olay gününü anlatmasını istedi Dedektif Nelson. Mark “Babam ile pek anlaşamadığımız ve uyuşturucu kullandığım doğrudur. Ben annem öldükten sonra uyuşturucu bağımlısı haline geldim. Uyuşturucu kullanmamı istemeyen ve benim için üzülen babam ile para konusunda sık sık tartışırdık. Öldüğünü söylediğiniz gün de tartıştık. Para istedim vermedi. Hatta bana tokat attı. Ben de kendisine karşılık verdim ama uyuşturucu krizim tutmuştu. Sonra cüzdanından zorla para aldım ve uyuşturucu almak üzere koşarak evden uzaklaştım. O günden beri de beni bulduğunuz harabede kalıyorum. Yaptığım davranışlar sonrasında eve gitmeye çekindim. Ama ben asla babama zarar vermedim. Sadece itiş kakış oldu. Evden çıkarken babamın durumu iyiydi ve öfkeyle bana bakıyordu. Arkamdan gelmedi bile. Senin gibi evlat olmaz olsun. Böyle  mi unutacaksın annenin acısını diye bağırıyordu. Ben babama zarar vermedim.” dedi ve tekrar ağlamaya başladı. Dedektif Nelson Mark’a inanmıştı ama deliller onu mutlak şüpheli olarak gösteriyordu.

Bu sırada olay yeri inceleme ekiplerinden bir rapor daha geldi. Raporu Dedektif Sanders açıp baktı ve “Evde yabancı bir parmak izi çıkmamış, ayrıca öldüğü gün Sarah’ın ifadesinde belirttiği gibi telefonla konuşmuşlar.” dedi. Sonrasında ise tüm dosya ve belgeleri alarak “Bu dosya kapandı. Deliller sabit. Cinayeti Mark işledi. Uzatmanın alemi yok. Bu soruşturmayı da çözdün ve ünvanına yakışır şekilde yine katili avladın. Şimdi gidip emekliliğin için gün sayabilir, ailen ile vakit geçirebilirsin. Tebrikler Avcı. Senden çok şey öğrendim. Sen git ve dinlen. Ben şüpheli hakkında gerekenleri yaparım.” diye ekledi.

Dedektif Nelson ofisten ayrılırken içi rahat değildi ve kafası hiç olmadığı kadar karışıktı. Yanlış giden bir şeyler vardı. Deliller katil olarak Mark’ı gösterse de cinayeti onun işlediğine ikna olmamıştı. Olayı duyduğunda verdiği tepki ve sonrası rol olamayacak kadar gerçek görünüyordu. Yine de bir dosya daha kapanmıştı. Belki de baktığı son soruşturma, yakaladığı son avdı Mark. 1 hafta kadar dinlenmek için plan yaptı. Eşi ve oğlu Tim’i alarak tatil yapmak istiyordu. Eve gittiğinde Tim’in okula döndüğünü öğrendi. Eşinin de isteği üzerine baş başa tatil yapma fikri çekici gelmişti.

Fakat rahat değildi Dedektif Nelson. Tatil dönüşü hemen ofise gitti ve dosyayı tekrar incelemek istedi. Dosyayı sorduğunda Mark’ın tutuklanarak cezaevine konulduğunu ve soruşturmanın kapanarak dosyanın arşive kaldırıldığını öğrendi. Yargıç da onu suçlu bulduğuna göre her şey yolundaydı. Biraz daha rahatladı. Artık son günlerini huzur içinde geçirebilirdi. Yine de Danovan’ın telaşlı hali ve ortağının çelişkili cevapları kafasını kurcalıyordu. Tekrar Dedektif Sanders ile konuşmak ve durumu öğrenmek istedi. Birlikte kahvelerini yudumlarken Danovan’ı sordu. Okula döndüğünü öğrenince de kuruntu yaptığını düşünü ve içi iyice ferahladı.

Dedektif Sanders artık geri kalan zamanını ofiste imza atarak geçirmeye başlamıştı. Soruşturma dosyalarını kendisine vermiyor, gözünün geride kalmasını istemiyorlardı. Avcı şanına yakışır bir şekilde çözümlenmemiş dosya bırakmadan, arkasına bakmadan kariyerini tamamlamalıydı.

Günler bu şekilde geçip giderken artık emekliği iyice yaklaşmıştı Dedektif Nelson’un. 2 gün sora emekli olarak başarılı bir kariyeri sonlandıracaktı. Yine de sıkılıyordu Nelson. Tüm hayatı boyunca sevdiği ve daha çocukken hayalini kurduğu mesleğini artık noktalayacaktı. Dile kolay tüm hayatını mesleğine adamıştı. Çok zor geliyordu. Bu son 2 günün bitmemesini, zamanın durmasını istiyordu. Bir yandan da ortağı ve diğer arkadaşlarına bakarak imreniyor, ellerindeki dosyalara sahip olmayı, yeni olaylar çözmeyi çok istiyordu. Fakat mümkün değildi bu. Bir yandan gözü arkada kalmasın diye kendisine dosya bırakmayan meslektaşları, diğer yanda ise mesleğini noktalayacak kalan 2 gün…

Son gün gelip çatmıştı artık.. Son mesaisi için ofise giderken çok üzgündü Dedektif Nelson. Ofiste duvarlar üstüne üstüne geliyor, her şey kendisini rahatsız ediyordu. Ofisten ayrılarak biraz hava almak istedi Dedektif Nelson. Ekip otosu ile dolaşmaya, devriye atmaya başladı. Belki de suç üstü yakalayacağı bir olay arıyor, en azından bunun hayaliyle, son avını yapmanın umuduyla dolaşıyordu. Bu sırada Sarah’ı gördü yol kenarında. Onunla da konuşmak istedi. Tam otosunu park edip ona yöneleceği sırada Sarah’ın yanına Danovan’ın geldiğini gördü. Bir süre onları izledi. Gayet samimi bir şekilde sohbet ediyorlardı. Yürüyerek bir kafeye girdiler ve birşeyler içmeye başladılar. Dedektif Nelson onları takibe devam etti. Danovan Sarah’ı evine bırakıp gittikten sonra Sarah’ı bahçeye girmek üzereyken çevirdi Dedektif. Bir süre hal hatır sorduktan sonra Sarah’a erkek arkadaşı olup olmadığını sordu. Belki de Danovan erkek arkadaşıydı. Olaydan sonra gördüğü tedirginlik bundan olabileceği gibi bu Danovan’ın, hatta Sarah’ın da cinayette parmağı olabilirdi. Zaten Mark’ın katil olduğuna zor ikna olmuştu. “Erkek arkadaşım ile bir süredir görüşmüyoruz. En son ailem ile tanıştırmak istediğimde Mark ile ağız dalaşına girdiklerinden babam evden gitmesini istemişti. Babama da karşılık verince babam bir tokat atarak evden kovmuştu onu. O günden beri seyrek görüşüyoruz. Zaten babamı kaybettiğimden beri ondan başka bir şey düşünemiyorum.”  diye yanıtlayınca Sarah, Dedektif iyice şüphelendi Danovan ve ortağı Sanders’tan. Zaten kafasını kurcalayan şeyler vardı. Şimdi ise iyice netleşmeye başlamıştı eksik parçalar. Dedektif Sanders’in kendisine sürekli soruşturmadan uzak tutmaya çalışmasının nedeni de bu olabilirdi.

Dedektif Nelson soluğu Sandersların evinde aldı. Eve vardığında Danovan ile annesi evden ayrılmak üzereydi. Bir süre uzaktan izleyerek onların gitmesini bekledikten sonra soluğu evin arka kapısında aldı. Ne aradığını bilmiyordu ama bir şeyler bulacağına ve eksik parçaları tamamlayacağına inanıyordu. Kapıyı zorlanmadan açtı ve içeri girdi. Ne de olsa avcıydı o. Daha önce pek çok kez böyle durumlarda şüpheli evlere girmişti. Bir süre evin içerisinde dolaştıktan sonra Sanders’ın çalışma odasına yöneldi. Pek çok kez misafir olduğu bu evi artık şüpheli ev olarak görüyor, gizlice araştırıyordu. Çalışma masasının üzerinde bulduğu zarfı açtığında ise maktul David’in arama kayıtlarının yer aldığını gördü. Kısa bir incelemeden sonra gerçekten de son gürüşmeyi Sarah ile yaptığını fark etti. Fakat dikkatini çeken bir şey daha vardı. Telefon görüşmesi olay günü saat 18:00’de gerçekleşmişti. Mark ise saat 14:00’de evden koşarak çıkmıştı. Cesedi bulduklarında saat 22:00 sıralarıydı ve hatırladığına göre tahmini ölüm saati saat 20:00 olarak raporlanmıştı.

Gerçekten de Mark doğru söylüyordu. O evden çıktıktan 4 saat sonra babası hala hayattaydı ve sağlığı yerindeydi. Sonrasında ise Mark eve hiç dönmemişti. Daha ilginç olanı ise Sanders bu detaylardan kendisine hiç bahsetmemiş ve gördüğü üzre bu belgeleri dosyaya eklememişti. Oysa bu ayrıntıları gözden kaçırması imkansızdı. Peki neden böyle davranmıştı Sanders? Neden delilleri karartma ihtiyacı duymuştu? Neden sürekli ortağından bir şeyler saklıyordu? Belki de katil Danovan’dı. Tekrar Danovan’ın tedirgin bir şekilde ofise girişi geldi aklına. Babası ile özel konuşmak istemesi ve konuştuktan sonra ortağının dağılmış bir şekilde geri dönmesi. Bir kaç saat önce de Sarah ile birlikte görmüştü Danovan’ı, maktulün kızı ile…

Sarah’ın erkek arkadaşı ile ilgili anlattıklarını da anımsayınca iyice emin oldu Dedektif Nelson. Katil Sarah’ın sevgilisiydi. Evden kovulmayı ve yediği tokatı hazmedememiş, bu yüzden öldürmüştü David’i. Üstelik suçun Mark’ın üzerine kalmasını da tasarlamış böylece kusursuz bir plan yapmıştı. Belki de takip edip Mark’ın böylesi bir görüntü vermesini beklemişti. Kameralarda görünmediğine göre de eve arka kısımda kalan ormanlık alandan girmiş olmalıydı. Kapı ve pencerelerde de zorlama izi olmadığını anımsayınca arkasında delil bırakmayan katilin profesyonel bir katil ya da eğitimli bir operasyoncu oması gerektiğini düşündü. Belki de emniyet ofisinde büyümüş, her türlü cinayet ve delil konusunda bilgisi olan biriydi katil…

Dedektif Nelson Danovan’ın odasına yöneldi bu kez. Danovan’ın bilgisayarını kontrol etti. Dosyaları kurcaladıktan sonra mail adresinin açık olabileceği, bilgisayarın parolayı ve kullanıcı adını hatırlayabileceği umuduyla ilgili siteye girdi. Evet gerçekten de ulaşmıştı Danovan’ın yazışmalarına. Bir süre sonra artık katili belirlemiş. Her şeyden emin olmuştu. Bu kez kafasında en ufak bir soru ya da tek bir eksik parça kalmamıştı. Avcı son avını da tamamlamıştı. Ama bu kez mutlu değildi avcı. Aksine çökmüş, hayal kırıklığına uğramıştı. Hayatının en zor bulmacasıydı bu. Bir yanda bu kadar yakını olan bir katil, bir yanda ise suçsuz yere hapiste olan Mark. Ne yapacağını bilemiyordu dedektif. Çeresizce oturdu Danovan’ın yatağının üzerine ve bir süre düşümdü. Zaten son mesaisiydi bu. Bir kaç saat sonra kariyeri noktalanacaktı. Yargıç kararı vermiş Mark hapse atılmıştı. Dosyada hiçbir şüphe yoktu ve soruşturma kapanmıştı. Bu konuyu uzatmasa hatta kalan ve bulduğu delilleri de yok etse kimsenin haberi olmayacaktı. İstediği gibi kariyerini son avı ile noktalamıştı Dedektif Nelson. Ama bundan kimsenin haberi olmayabilirdi. Zaten son dosyası başarı ile kapanmamış mıydı?

Bir yanda adalet, bir yanda ise şerefli bir geçmiş. Hepsinden öte suçsuz yere çürüyecek olan bir ömür. Dünyanın en zor kararı bu olmalıydı. Hiç bu kadar çıkmaza düştüğünü hatırlamıyordu. Ama şerefli geçmişi ve adalet aşkı daha ağır bastı Dedektif Nelson’un. Ne olursa olsun, kim olursa olsun katili yakalamalı ve adalete teslim etmeliydi. Zaten bu göreve bu amaçla başlamış, akademide bu doğrultuda yemin etmişti. Başarısının sırrı da zekasında ve adaletinde gizliydi.

Derhal harekete geçti. Bu kez ortağının haberi dahi olmamalıydı. Fakat katili nerede bulacağını bilmiyordu. Ayakları götürmese de yüreğindeki adalet aşkı onu katili yakalamaya götürüyor, böyle olması gerektiğini düşünüyordu. Şerefiyle bırakmalıydı canı kadar sevdiği mesleğini. Fakat çok vakti yoktu. Saatler sonra tüm yetkileri ve kariyeri bitecekti. Bir süre kime güvenebileceğini düşündükten sonra aklına genç polis memuru Gerrard geldi. Başarılı bir memurdu ve okulu birincilikle bitirmişti. Kendisine karşı da çok saygılıydı. Ve edindiği izlenime göre de ağzı çok sıkı, zekası çok ileriydi. Gerrard’ı arayarak bir telefon numarası verdi dedektif. Bu numaranın yerini belirlemesini ve kimsenin bilmemesini istedi.

Bir süre sonra Dedektif Nelson’u arayan Gerrard sinyalin bir alışveriş merkezinden geldiğini bildirdi. Takip etmeyi bırakmaması ve bilgi vermesi talimatını vererek yola koyuldu dedektif. Oto parka girdiği sırada aracına binmek üzere olan son avını gördü. Ekip otosu ile avının önünü keserek aracından indi.

Silahını doğrulttu ve “Teslim ol!” diye bağırdı Dedektif Marcus Nelson. Belki de meslek hayatında son kez bu komutu veriyordu karşısındaki şüpheliye…
“Ellerini kaldır ve teslim ol… Teslim ol oğlum. Buraya kadar. David Cage cinayetinden tutuklusun Tim. Her şey bitti… Bittik… Bir yandan adaleti uygularken Dedektif Nelson bir yandan da ağlıyordu. Kaderine, içinde bulunduğu duruma, oğlunun katil olmasına ağlıyordu. Son avının tek oğlu, göz bebeği, geleceği Tim olması onu kahrediyordu. Fakat adalete olan inancı aile bağından daha ağır basmıştı.

Emekli olduktan sonra birlikte vakit geçirmek için hayaller kurduğu oğlu Tim artık yanında olamayacaktı. Cevap dahi vermeyerek ve teslim oldu Tim. Dedektif Nelson kelepçeleyerek ekip otosuna bindirdi ve doğrudan savcı karşısına çıkardı oğlunu. Bulduğu delilleri ve tüm hikayeyi de anlattıktan sonra Mark’ın serbest bırakılmasını istedi. Oğlu Tim, Sarah’ın sevgilisiydi ve Mark ile David’in davranışlarını kaldıramamış, babası ve babasının meslektaşlarından duyup gördüğü bilgileri kullanarak eve girdikten sonra cinayeti işlemişti. Bu sayede Mark ve David’den kurtulacaktı. Bunu fark eden Danovan durumu babası Dedektif Sanders’a anlatmış, o da ortağının oğlunu kurtarmak için delilleri karartmıştı. Hesaplayamadıkları ise kusursuz cinayet diye bir şeyin olamayacağı ve adaletin mutlaka yerini bulacağıydı.

O gece son avı olan oğlu Tim ile birlikte silahını, rozetini ve mesleğini de emniyet ofisinde bıraktı Dedektif Marcus Nelson. Saatini de ofiste bırakarak “Birkaç gündür geçmemesi için dua ettiğim zamanın artık benim için bir anlamı yok. Benim artık zamana ve geleceğe ihtiyacım yok” notunu iliştirmişti son dosyasına ve tekrar başlamıştı yıllar önce bıraktığı sigaraya…

Ve tüm acısına, üzüntüsüne, yıkılan hayallerine, kaybolan geleceğine ve bir daha vakit geçiremeyeceği oğluna rağmen şerefli kariyerini şerefiyle sonlandırmıştı Avcı Dedektif Marcus Nelson…

Şenol GÜNECİ

Comments are closed.