Evlilik Çatışmasına Sebep Olan Faktörler ve Çözüm Yolları

Evlilik

Aile İçi İletişimin Temel Unsurları

İletişim her türlü karşılıklı ilişkinin temel faktörüdür. Aile içi iletişim, aile üyelerinin her birinin birbirleriyle kurdukları ilişkileri içerir. Aile üyelerinin iletişiminin kalitesi, ailenin sağlığını ve gücünü etkiler. İletişim denince pek çok kişinin aklına karşılıklı konuşma ve diyaloglar gelmektedir. Oysa iletişim, ne söylendiği, nasıl söylendiği, niçin söylendiği, ne zaman söylendiği, hatta ne söylenmediğidir. İletişim ağızdan çıkanlar kadar bir şeyi söylerkenki; yüz ifadesinin, jest ve mimiklerin (el, kol hareketleri ve yüzdeki ifade), bedenin duruşunun, ses tonunun ve o andaki duygunun ne olduğudur. “Neredesin?” kelimesini söyleme şekliniz, ses tonunuz ve yüz ifadenize bağlı olarak birçok farklı anlama gelebilir (Kızgınlık, merak, endişe, hesap sorma).

Birimiz Hepimiz, Hepimiz Birimiz İçin! Aile üyelerinize sık sık güzel sözler söylemeye, onları cesaretlendirmeye, onurlandırmaya gayret edin. Onlara olan sevginizi, takdir ve beğeninizi ifade etmekten çekinmeyin. Unutmayın ki aile bir birlikteliktir. Biri mutlu olduğunda tümü mutlu olur.

İletişimsizlik, eşinizle aranızdaki yakınlık, samimiyet ve güveni zedeler!

Herhangi bir problemi tartışmaktan kaçınmak, duygu ve düşüncelerin paylaşılmaması, tartışma esnasında sürekli sessiz kalmanın tercih edilmesi, yorucu ve yıpratıcıdır.

Suskunluk: Sözsüz iletişim dokunmak, gülümsemek gibi birtakım eylemleri içerebilir. En yıkıcı sözsüz iletişim örneklerinden birisi ise sessizliktir. Muhatabın söyledikleri karşısında sessizliği korumak, “Seninle ilgilenmiyorum.”, “Senden sıkılıyorum.”, “Senden nefret ediyorum.”, “Sana öfkeliyim.”, “Sana düşmanım.” gibi mesajlar içerir.

Beden Dili Nedir: Ayakta duruşu, ellerini kavuşturuşu, bedeninin aldığı pozisyon, oturuşu, yürüyüşü, el ve kol hareketleri, yüzündeki ifade, kısacası kişinin bedenini herhangi bir şekilde kullanışı, karşısındakilere beklentileri, tavrı ve tutumları hakkında bir fikir verir veya mesaj gönderir.

Eskilerin deyişiyle “Can kulağıyla dinlemek bir beceridir.”

Aktif dinleme için eşinizi;
• Yargılama, eleştirme gibi bir huyunuz varsa bundan vazgeçin.
• Daha iyi anlamaya ve tıpkı onun gibi hissetmeye çalışın.
• Düşüncelerini ve hislerini tam olarak anlatabilmesi için cesaretlendirin.
• Ne söylemek istediği üzerinde düşünüp kendi cümlelerinizle bir kez de siz ifade edin.
• Sonuç olarak çıkarttığınız ana fikri özetleyin.
• Sizinle paylaştıkları ve anlatma çabası için ona teşekkür edin.

Sizin önemsemediğiniz bir konu olsa bile eşinizi dikkatle dinleyin.

Dinlemeden önce eleştirmeyin. “Sen zaten hep böylesin” ile başlayan konuşmalardan kaçının.

Beden dilinizi kullanarak başınızla onaylayın.

“Seni anlıyorum, kızgınsın”,
“Bu olay seni çok kızdırmış anlıyorum.”,
“Sen aslında kızgın olduğun için bu konuyu konuşmak istemiyorsun.”
“Haklısın seni anlıyorum” gibi cümlelerle onu düşüncelerini ve hislerini tam olarak anlatabilmesi için yüreklendirin.

“İyi ki bu sorununu bana anlattın. Günlerdir sıkıntının nedenini anlayamamak beni üzüyordu.” cümlesiyle onunla sorunlarını paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu ifade etmiş olursunuz.

Çatışmaları Önleyen Formül : Ben Dili

Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. ”Ben dili” de öyle. Peki “ben dili” nedir?
Ailenizin üyelerinden herhangi birisiyle tartışmadan konuşmayı başaramıyor musunuz? Tartışmak istemiyorsunuz ama aranızdaki konuşma eninde sonunda tartışmayla mı sonuçlanıyor?

O zaman ben dili ifadelerini öğrenmeniz gerekiyor.

Ben Dili: “Sen” mesajıyla bir cümleye başladığınızda (“Sen şöylesin.”, “Sen böylesin.”, “Böyle yaptın.”, “Böyle söyledin.”, “Böyle konuşmayı bırak!”, “Kes şunu!” vb.) karşınızdaki kişi kendini suçlanmış hissedebilir, kendisine değer verilmediğini düşünebilir, kendini savunma ihtiyacı duyabilir.

Bu da konuşmanın karşılıklı suçlamalar ve anlayışsızlık içinde devam etmesine, sonuçta da karşılıklı öfke uyanmasına sebep olur. Üstelik esas konudan uzaklaşılır ve çatışmanın başlama nedeni çözülemediği için, bu konu ileride de sorun olmaya devam eder

Cümlenin yükünü kendi üzerinize aldığınızda (“Ben üzülüyorum.”, “Kendimi kötü hissediyorum.” vb.) karşınızdaki kendinde bu durumu düzeltmek üzere bir sorumluluk hissetmeye başlar. Üstelik son cümlede ne istediğinizi net bir şekilde söylediğiniz için, çözüme doğru bir adım atmış olursunuz.

İletişim Engelleri 
İletişim engelleri, karşıdaki kişiyle kurulan iletişimi keser, bozar, tahrip eder veya tamamen öldürür. İletişim engellerinden kaçınmak gerekir.

İletişim Engelleri

İletişiminizi geliştirmek ve sağlamlaştırmak için;

• Tartışmalar esnasında eşinizin hislerine dikkat etmeyi öğrenin.
• Başarılı bir iletişimin en temel noktasının sevgi olduğunu unutmayın.

Olaylara ve problemlere bakış açımız, vereceğimiz tepkinin ne olacağını da belirler. Her türlü yaşantı kişinin bir tepki oluşturmasına sebep olur. Oluşturacağımız tepkileri ise algılarımız belirler. Yani yaşanan olaylara göstereceğimiz tepkiler, bizim olaylar hakkındaki algımıza bağlı olarak değişecektir.

Tepki

Ailenizin kıymetini bildiğinizde ve sevginizi esirgemediğinizde, sorunlarınız büyümeden kendiliğinden çözülecektir.

Çatışma: İnsan iletişiminin doğal bir durumudur ve her türlü ilişkide yaşanma ihtimali vardır.

En başarılı ve mutlu evliliklerde bile zaman zaman çatışma yaşanır.

Evlilikte Çatışma Nedenleri

• Evliliğe yönelik gerçekçi olmayan beklentiler,
• Ailedeki rol dağılımı,
• Ekonomik sorunlar,
• İletişimin yetersiz veya hatalı olması,
• Akrabalara ilişkin sorunlar,
• Cinsel sorunlar,
• Fikir ayrılıkları,
• Din, mezhep, kültür, değer, politik görüş farklılıklarından kaynaklanan sorunlar,
• Eşlerin birbirlerine yeterince vakit ayıramamaları,
• Alkol, uyuşturucu, kumar vb. bir bağımlılık,
• Psikolojik sorunlar,
• Kıskançlık vb.

Eşinizin evlendikten sonra değişeceğini düşünmeyin: Evlenmeden önce ne gibi özelliklere ve alışkanlıklara sahipse evlendikten sonra da aynı olacaktır. Eşinizin değişeceğini beklemek yerine birbirinizin kişilik özelliklerini tanımaya çalışarak uyum geliştirmeye gayret gösterin.

Ailedeki rol dağılımı: Eşlerden birinin çok fazla sorumluluk yüklenmesi de önemli bir çatışma nedenidir.

Ekonomik sorunlar: Evlilik öncesi başta olmak üzere düğün, ev eşyaları vb. masraflar ve bütçe göz önüne alınmadan sorumsuzca yapılan kredi kartı harcamaları aile bütçesine de evdeki huzur ve mutluluğa da zarar verecektir. Bu nedenle ekonomik sorumluluk önemlidir.

Akrabalara ilişkin sorunlar: Özellikle aile büyüklerinin evliliğinizden ve sizden bazı beklentileri vardır. Bu nedenle aile bütçesine, vereceğiniz kararlara ve yapacağınız planlara dahil olmak isteyebilirler. Onlardan gelecek bu tür talepleri eşler birlikte değerlendirerek kendileri ve aileleri için en uygun olan kararı vermelidirler.

Cinsel sorunlar: Bir diğer çatışma nedeni olan cinsel sorunlar daha sonra sağlık ünitesinde detaylı olarak anlatılacaktır.

Fikir ayrılıkları: Her konuda aynı düşünmeyebilirsiniz. Önemli olan birbirinizin fikirlerine, politik görüşüne ve inancına saygı göstermenizdir.

Eşlerin birbirlerine yeterince vakit ayıramamaları: Gün içinde eşinize ayıracak bir vaktiniz mutlaka olmalı. Beraber geçireceğiniz bu süre evliliğinizin ve mutluluğunuzun devamı için önemlidir.

Bağımlılıklar: Bağımlılıkların her biri kurtulunması gereken bir hastalık olarak görülmeli ve tedavi yoluna gidilmelidir.

Psikolojik sorunlar: Psikolojik sorunlardan kaynaklanan çatışmaları çözebilmeniz mümkün değildir. Mutlaka bir uzmana gidilmelidir. Bu gibi durumlarda Aile Danışma Merkezlerine başvurulmalıdır.

Çatışmaları Sonlandırma Biçimi
Tartışmaların sonlanma biçimleri, çiftin problemi çözülmüş olarak algılamalarını ya da problemi uzun süre taşımalarını belirler. Aile içi çatışma konuları, genellikle aşağıdaki yollardan biriyle sonuçlanır:

Boyun eğme: Taraflardan birinin diğerinin fikirlerini kabul etmesi. Bırakma: Hiçbir uzlaşmaya varamadan çatışmanın çözümsüz olarak ortada bırakılması. Geri çekilme: Tartışmaktan kaçınma veya tartışmayı yarım bırakma (odayı terk etme, dinlememe gibi). Uzlaşma: Herkesin kabul edebileceği ortak bir noktada uzlaşma.

Boyun eğme, bırakma ya da geri çekilme genellikle problemin çözülememesi anlamına gelir.

Çatışmaları sonlandırırken eşlerin uzlaşması ve sorunun çözülmesi esastır. Eğer eşlerden biri uzlaşma yerine çözüm olarak boyun eğiyor, geri çekiliyor veya sorunu çözümsüz ortada bırakıyorsa daha büyük problemlerin oluşmasına neden olabilir.

Çatışmalarda Ortaklaşa Başa Çıkma
Problem “benim problemim” veya “senin problemin” olarak değil, “bizim problemimiz” olarak algılanmalıdır. Çiftler problemin sorumluluğunu ortak olarak yüklenmelidirler.

Çünkü evlilikteki problemler çiftlerin ortaklaşa çözmeleri gereken problemlerdir.

Öfkeyle Kalkan Zararla Oturur

Öfke düzeyi yüksek başlayan tartışmalar daha fazla incinmeyle sonlanır.

Çatışmalarda öfke kontrolü önemlidir.

Öfke kontrolü için;
• ortam değiştirilmeli (başka bir odaya geçin),
• oksijen alabilecek bir pozisyona geçmeli (balkona çıkmak, pencere açmak),
• suyla mutlaka temasa geçilmeli (el yüz yıkamak, duş almak)

Durum 1
Eşiniz arkadaşlarınızın yada aile büyüklerinizin yanında bazı davranışlarınızı sürekli olarak eleştiriyor. Siz de bu durumdan rahatsız oluyorsunuz.

Tepki
“Benim davranışlarımla ilgili eleştirilerini duymak beni üzüyor ve arkadaşlarımızın önünde mahcup oluyorum.”
“Bu konuyu arkadaşlarımızın önünde bir daha açmazsan çok mutlu olurum.”

Durum 2
Eşiniz yemeğe geç kaldı. Telefon açmayı da unuttu.

Tepki 2
“Yemeği hazırlamak için çok uğraştım ve seni uzun bir süre bekledim. Biraz da merak ettim.”
“Eve geç geleceğin zaman telefon edebilirsen ben de ona göre hareket edebilirim.”

Çatışma Çözümü İçin…

• Problemi zihninizde tanımlayın.
• Duygunuzu ve düşüncenizi ifade edin.
• Değişmesini istediğiniz durumu kısa ve net bir şekilde ifade edin.

Yorgun, sinirli ve öfkeli olduğunuzda ya da kafanızda başka bir sorun varken asla tartışmaya girmeyin. Kendinizi tamamen sakinleşmiş hissedene kadar bekleyin. Yemek masasında, işten eve henüz gelmişken, çocukların veya arkadaşlarınızın önünde asla tartışmayın.

• Yorgunsanız ya da gün içinde başka biri sizi sinirlendirmişse ya da başka bir konu canınızı sıkmışsa eşinizle tartışmaktan kaçının.
• Eşinize açıkça “Şu anda çok yorgunum/sinirliyim lütfen bu konuyu daha sonra konuşalım” diyebilmelisiniz.

Yapıcı bir tartışma için:

• Şikâyetinizi kısaca açıklayın ve asla suçlamada ve eleştiride bulunmayın.
• Konuşmanıza önce olumlu bir cümleyle başlayın.
• Suçlayıcı ve yargılayıcı cümlelerden ziyade dikkati kendinize ve olaya çeviren cümleleri tercih edin (Ben Dili).
• İhtiyacınızın ve isteğinizin ne olduğunu açıkça söyleyin
• Nezaketinizi asla bozmayın.
• Aranızdaki tansiyonu yükseltmeden tartışmaya gayret edin.
• Tartıştığınız konunun dışına çıkmamaya özen gösterin.
• Birinizin galip çıkması gerektiği yanılgısına düşüp de tartışmayı gereksiz yere uzatmayın.
• Dinleme becerinizi geliştirin.
• Affetmeyi ve unutmayı öğrenmeye çalışın.
• Herhangi bir harekette bulunmadan veya söze başlamadan önce iki kere düşünün.

Şikayetinizi kısaca açıklayın ve asla suçlama ve eleştiride bulunmayın.

• Seninle konuşmak benim için önemli, seninle konuşurken beni dinlemediğini, TV seyrettiğini fark ettiğimde çok üzülüyorum, bana değer vermediğini hissediyorum.
• Seninle konuşurken gözlerimin içine bakarsan çok sevinirim.
• Senin düşüncelerin benim için çok önemli. Bir sorunumu seninle paylaşmak istiyorum beni dinleyip bu konuda tavsiyede bulunursan beni mutlu edersin.

Konuşmanıza önce olumlu bir cümleyle başlayın.

Ben Dili: Bir sorun olduğunda karşınızdakini suçlayıcı ifadelerden kaçınıp cümlenin yükünü kendi üzerinize aldığınızda (“Ben üzülüyorum.”, “Kendimi kötü hissediyorum.” vb.) karşınızdaki kendinde bu durumu düzeltmek üzere bir sorumluluk hissetmeye başlar. Üstelik son cümlede ne istediğinizi net bir şekilde söylediğiniz için, çözüme doğru bir adım atmış olursunuz.

Karşılıklı sesler yükselmişse önce siz ses tonunuzu düşürerek gerginliğin azalmasını deneyin. Herhangi bir konuda tartışırken birkaç ay önce yaşanmış meseleyi bu tartışmaya taşımayın. “Sen zaten iki ay önce de şöyle yapmıştın” gibi.

Eşinizin Karakterini Değiştirebilir misiniz?

• Eşinizin değiştiremediği davranışları karşısında kendi tepkilerinizi değiştirmeniz faydalı olacaktır.
• Eşinizi değişime yönlendirebilmek için öncelikle onu anlayıp kabul etmeniz gerekir.
• Eşinizin hoşlanmadığınız tüm davranışlarını değiştirmesinin mümkün olmadığını kabul etmelisiniz.

Bir yere yetişmeniz gerektiği zaman eşinizin hazırlanması çok uzun sürüyor ve her defasında gecikiyorsanız, eşinize yarım saat önce hazırlanması gerektiğini söylemeyi deneyebilirsiniz.

Uzun Bir Evliliğin 10 Sırrı…

Affedicilik, Anlayış, Bağlılık, Fedakârlık, Güven, İhtimam, Sabır, Saygı, Sorumluluk, Şefkat.

Bir yanıt yazın