2025 yılı “Aile Yılı” olarak ilan edilmiş; bu kapsamda aile kurumunun güçlendirilmesine yönelik pek çok politika ve etkinlik başlatılmıştır. Türkiye’de aile, geleneksel toplumsal yapının temel taşı olarak görülmekte, devlet düzeyinde de “aile olmak” vurgusu yapılmaktadır. Aile danışmanları, aile bireylerinin ilişkilerindeki sorunların çözümüne yönelik psikososyal destek sağlarken aynı zamanda hukuki süreçlere yönlendirici roller üstlenmektedir. Bu nedenle aile hukuku alanındaki yenilikler ve toplumsal sorunlar incelenirken, aile danışmanlarının üstlendiği görevlerin ve sundukları hizmetlerin de değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
2025 Aile Yılı ve Aile Politikaları
Cumhurbaşkanı onayıyla ilan edilen 2025 “Aile Yılı” kapsamında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı öncülüğünde 81 ilde etkinlikler düzenlenmiş, aileleri koruyucu ve güçlendirici tedbirler yürürlüğe konulmuştur. Bakanlık tarafından yılı “aile olmak” temasıyla icra edilen projelerle, ekonomik indirimler, hibe programları ve gençlerin evlenme süreçlerine destek sağlayan protokoller uygulanmaktadır. Örneğin, evlenecek gençlere yönelik %50 hibe kredisi ve indirimli alışveriş imkânları içeren projeler hayata geçirilmiştir. Bu tür sosyal ve ekonomik teşvikler, aile birliğini teşvik etmeyi ve aile içinde dayanışmayı güçlendirmeyi hedefler.
Eş zamanlı olarak adalet eğitimine ve aile mahkemelerinin etkinliğine yönelik çabalar da sürmektedir. Kasım 2023’te Avrupa Konseyi, Adalet Bakanlığı ve Aile Bakanlığı işbirliğiyle düzenlenen “Uluslararası Aile Hukuku Sempozyumu”nda, aile mahkemelerinin etkinliğinin artırılması ve aile üyelerinin haklarının daha iyi korunması ele alınmıştır. Bu tür uluslararası işbirlikleri, Türkiye’de aile hukuku alanında hukukî ve kurumsal reform ihtiyacına işaret eder. Ayrıca kadına yönelik şiddetle mücadeleye dair beşerî haklar da devlet politikalarının önceliklerinden biri olmuştur; Kasım 2023’te Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 2024 Faaliyet Planı’nda kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele konusundaki yeni koordinasyon mekanizmaları vurgulanmıştır.
Aile Hukukunda Güncel Gelişmeler
Boşanma ve Nafaka Düzenlemeleri
Medeni Kanun ve ilgili mevzuatta son yıllarda önemli değişiklikler yapılmış veya gündeme gelmiştir. Anayasa Mahkemesi kararlarıyla TMK m. 187 (evlilik sonrası soyadı) hükmü iptal edilmiş, bu fıkra evlenme sonrası kadının kocasının soyadını alma zorunluluğunu ortadan kaldırmıştır. Mahkeme kararı doğrultusunda, boşanmadan sonra kadının önceki soyadını kullanma hakkı tümden güvence altına alınmıştır. Benzer şekilde, boşanma davalarında uygulanan “üç yıllık ayrılık süresi” şartı da fazla uzun bulunmuş ve makul süreyle değiştirilmesi önerilmiştir. Hâlihazırda mahkeme kararları boşanma şartı olarak üç yıllık ayrılığı ararken, Anayasa Mahkemesi bu sürenin adalet ve hakkaniyet ilkelerine aykırı olduğunu belirtmiş, daha kısa bir süreyle yeni bir düzenleme yapılmasını gündeme taşımıştır.
Boşanma sonrası nafaka uygulamalarındaki tartışmalar da sürmektedir. Mevcut kanunda yoksulluk nafakası süresiz hüküm altına alınmışken, Meclis gündemindeki taslakta evlilik süresine göre sınırlamalar getirilmesi öngörülmektedir. Örneğin tasarıda 5 yıllık evlilik hâlinde 3 yıl, 10 yıllık evlilik hâlinde 6 yıl nafaka ödenmesi gibi oranlar yer almakta; hatta bazı öneriler boşanmanın süresinin eşitini nafaka süresi olarak belirlemeyi öngörmektedir. Bu düzenleme ile hem eşlerin ekonomik haklarının dengelenmesi, hem de sosyal değişimlerle uyumlu bir uygulamanın sağlanması hedeflenmektedir. Yeni nafaka yasasının yakın gelecekte yasalaşması beklenmektedir.
Kadın ve Çocuk Haklarının Korunması
Aile hukuku alanındaki güncel meselelerin önemli bir kısmını, kadına yönelik şiddet ve çocuk koruma konuları oluşturur. Türkiye’de 2012’de yürürlüğe konulan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu kadınları ve çocukları korumada temel dayanak olarak kabul edilmektedir. Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarında da belirtildiği üzere, bu kanun kadına ve aileye yönelik şiddetin engellenmesi bakımından “en büyük devrim” olarak nitelendirilmiştir. Devlet, şiddet mağdurlarına yönelik hizmet ağını güçlendirmek, mevzuatı güncellemek ve koordinasyonu artırmak amacıyla yeni eylem planları ve genelgeler yayınlamaktadır.
Çocuk koruma sistemi de bu bağlamda kritik bir konudur. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu kapsamında cinsel istismar mağduru çocuklar için çeşitli koruyucu tedbirler (danışmanlık, eğitim, barınma, sağlık desteği vb.) öngörülmüştür. Ancak saha araştırmaları bu tedbirlerin uygulanmasında ciddi eksiklikler olduğunu göstermiştir. Örneğin; farklı kurumlar arasındaki işbirliği yetersizliği, hazırlanan sosyal inceleme raporlarının kalitesinin düşük olması gibi sorunlar nedeniyle koruyucu tedbirlerin etkinliği azalmaktadır. Bu durum, çocukların fiziksel ve ruhsal travmalarının uzun vadeli olumsuz etkilerini giderici önlemleri zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla çocuk haklarının korunmasında hukuki mevzuat kadar uygulama ve koordinasyon sorunları da önemli güncel bir meseledir.
Aile Danışmanlığı Perspektifi
Aile danışmanlığı, aileyi oluşturan bireylerin ilişkilerindeki sorunları çözmeye yönelik bir profesyonel destek hizmetidir. Bakanlık tanımına göre “Aile ve Boşanma Süreci Danışmanlığı”, evlilik öncesi, boşanma süreci ve sonrasında aile bireylerinin yaşadığı sorunları çözmek, iletişim becerilerini geliştirmek ve karar süreçlerini sağlıklı yönetmelerine yardımcı olmak için verilen hizmetler bütünüdür.
Türkiye’de aile danışmanlığı hizmetleri genellikle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Sosyal Hizmet Merkezleri aracılığıyla yürütülmektedir. Bu hizmetin amacı, aile içi iletişim sorunlarının çözümü, çatışmaların yönetilmesi ve aile bireylerine psikolojik destek sağlamaktır. Aile danışmanları, aile kurumuna önem veren eğitimli profesyoneller arasından seçilmekte ve özel eğitim programlarına tabi tutulmaktadır. Alanda edinilen deneyimler, boşanma öncesinde veya boşanma sürecinde danışmanlık hizmeti alan çiftlerin yaklaşık %40’ının birlikteliğini sürdürme kararı aldığını göstermiştir. Bu veriler, aile danışmanlığının çatışma çözüme katkı sağladığını ve aile bütünlüğünü koruma potansiyelini ortaya koymaktadır.
Aile danışmanının rolü çok yönlüdür. Başlıca görev ve hizmet alanları şunlardır:
İletişim Becerilerinin Kazandırılması: Aile danışmanları, eşler ve ebeveynler arasında açık ve yapıcı iletişim kurmayı öğreterek sorunların sağlıklı bir zeminde tartışılmasını sağlar.
Çatışma Çözümü ve Destek: Çiftler veya aile üyeleri arasındaki anlaşmazlıkların yapıcı yollarla çözülmesine arabuluculuk eder, aile içi dayanışmayı güçlendirecek destek sunar.
Hukuki Bilgilendirme ve Yönlendirme: Danışmanlık sürecinde yasalar, haklar ve işlemler hakkında bilgilendirme yapılır; gerekirse aile mahkemeleri veya diğer kurumlara yönlendirme sağlanır.
Psikososyal Destek: Aile içi şiddet, aile üyelerinden birinin ruhsal veya fiziksel sorunu gibi kriz durumlarında, uygun sosyal hizmet ve tedavi kurumlarına erişim konusunda rehberlik eder.
Aile Sisteminin Yeniden Yapılandırılması: Boşanma noktasına gelmiş ailelerde, aile bireylerinin sistem içindeki rollerini yeniden şekillendirmelerine yardımcı olur; özellikle çocukların yeni duruma uyum sağlaması için destek verir.
Bu kapsamlı destek, adli süreçlere eşlik eden bir yaklaşım öngörür. Örneğin boşanma başvurusunda bulunan çiftler aile mahkemesine yönlendirilmeden önce ya da dava sürerken danışmanlığa davet edilebilir. Danışmanlık hizmetleri sayesinde, çiftlerin sorunlarını mahkeme öncesinde çözebilme olasılığı artar ve gerekiyorsa boşanma süreci çocukların psikososyal iyilik hali gözetilerek yürütülür. Aile danışmanları aynı zamanda çatışmayı tırmandıracak değil, uzlaşmayı sağlayacak yollar ararlar; böylece aile bireylerinin travma yaşama riskini azaltırlar.
2025 Aile Yılı kapsamında Türkiye’de aileyi koruma ve güçlendirme adımlarının hukuki ve sosyal boyutları bir arada ele alınmaktadır. Aile hukuku alanındaki son değişiklikler (örneğin boşanma şartları, soyadı düzenlemesi, nafaka reformu) aile kurumuna ilişkin toplumsal beklentileri yansıtmaktadır. Aynı zamanda kadına ve çocuğa yönelik şiddetle mücadele, aile mahkemelerinin etkinliği gibi konularda ciddi gündem maddeleri bulunmaktadır. Aile danışmanları, bu değişim ve meselelerin merkezinde yer alan ailelerin başvurduğu destek noktalarıdır. Onlar, hem mevcut hukuki hak ve yükümlülüklere dair rehberlik yaparak, hem de aile içi iletişim ve işbirliğini güçlendirerek aile bütünlüğüne katkı sağlarlar. Dolayısıyla aile danışmanlığı ile aile hukukunun işbirliği, sağlık bir toplum için çift yönlü olarak gereklidir.
Şenol GÜNECİ
Uzm. Aile Danışmanı
Not: Bu yazıda yer alan değerlendirmeler, Adalet Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yayınları ile güncel akademik ve haber kaynaklarından alınan bilgilere dayanmaktadır.
