Yaşlılığa bağlı olarak meydana gelen bazı değişimler yaşlının cinsel hayatını şu ya da bu şekilde etkileyebilmektedir. Menopoz ve andropoz, insan yaşamının doğal süreçlerindendir ve asla hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Yaşlanmayla birlikte erkekte ve kadında üremeyi sağlayan hormonlar azalır. Her iki cins de bu durumu yetersizlik hissinin galip geldiği psikolojik bir sorun hâline getirmemelidir. Bu dönem hamile kalma korkusu olmadan eşlerin sağlıklı bir cinsel birliktelik yaşayacağı olgunluk çağıdır. Eşler bu yaşa kadar birlikte birçok sorunun üstesinden gelmişler ve artık en güzel çağlarını yaşayacaklardır.
Yaşlanan Erkeğin Cinselliği
Erkeklerin cinsel hayatında yaşlanmayla meydana gelen en önemli değişiklik meni üretiminde azalma ve sertleşme bozukluklarıdır.
40–50 yaşından itibaren erkeklerde testosteron ve östrojen adı verilen üreme hormonları sürekli düşüş gösterir. 40–70 yaşları arasındaki erkeklerde, erkeklik üreme hormonu olan testosteron seviyesi yılda yaklaşık %1,2 oranında düşer. Yaşlı erkeklerde erkeklik hormonunun azalmasıyla ortaya çıkan andropoz, cinsel fonksiyonlarda, cinsel arzu ve yoğunlaşmada kayıplara; zihinsel fonksiyonlarda düşüş, yorgunluk, kızgınlık ve depresyona neden olur.
Testosteronun çok büyük miktarı testislerde yapılır. Bu üretim beyin tarafından çeşitli hormonlar aracılığıyla sürekli kontrol altında tutulur. Yaşlanmayla birlikte testislerin işlevindeki ve testosteronun kandaki seviyesindeki azalma, cinsel istekte de azalmaya sebep olur.
Kanda bulunan hormonların azalması sinirsel uyarılma yollarında çeşitli değişikliklere yol açar. Bunun sonucunda da sertleşme sorunu ortaya çıkabilir. Sertleşmenin oluşumunda önemli olan diğer bir etken de penisin yapısıdır. Yaşlanmayla birlikte hem adale yoğunluğunda hem de adalenin gerilebilme kabiliyetinde azalma görülür. Bazı başka değişikliklerin de etkisiyle penis duyarlılığı azalır ve cinsel birleşme için gerekli olan sertliğe ulaşma süresi uzar.
Yaşlanmayla birlikte boşalma öncesi uyarılma süresi uzarken orgazm esnasında oluşan adale kasılmaları da zayıflar. Boşalma esnasında atılan meni miktarında azalma olur, duyulan tatmin azalır. İkinci bir sertleşme için gereken süre uzar.
Yaşlı Erkekte Üreme
Erkeklerde yaşlılıkta meni üretilmeye devam eder ancak gençlik dönemindekine göre miktarı azalmıştır. Sperm taşıyan sıvının üretimi ve sperm kanallarının esnekliği de azalmıştır. Bu sebeple erkeklerde üreme fonksiyonu yaşlanmayla birlikte yavaş yavaş azalır. Sağlık sorunları olan, yağlı besinleri çok tüketen, sigara ve alkol kullanan yaşlılarda bu süreç daha hızlı seyreder.
Meninin içeriğini oluşturan salgıların %25–27’si prostattan gelir ve meninin akışkan hâl almasını sağlayan enzimler içerir. Ancak 50 yaşın üzeri erkeklerde prostatta büyüme meydana gelir. Testosteron hormonunun azalması prostatın büyümesinde önemli bir etkendir. Prostatın fazla büyümesi hem idrar yaparken hem de cinsel ilişki sırasında boşalmada erkeğin zorlanmasına neden olur.
İdrar Yaparken Zorlanma
Prostat büyüdüğünde idrar mesanede kalır ve mikropların üremesi için elverişli bir ortam oluşturur. Bu enfeksiyonlar yaşlılarda hayatı tehdit edecek kadar şiddetli olabilir. Bazen hasta idrarını hiç yapamaz. İdrar geriye kaçarak tekrar böbreğe gider. O zaman idrarın sonda ile boşaltılması gerekir. Hastalık zamanında tedavi edilmezse mesanede oluşan basınç böbrek yetmezliğine kadar gidecek hasarlara yol açabilir. Prostat enfeksiyonunun bazı belirtileri şunlardır: idrarda yanma, idrarın tam boşalmadığı hissi, testislerde dolgunluk hissi, idrarda kesiklik ve tıkanma, sık idrara gitme, meni boşalırken yanma hissi, erken boşalma, sertleşme bozukluğu, cinsel isteksizlik, ateş, kasıklarda ağrı vb.
Bu belirtilerden birkaçı görüldüğünde üroloji (bevliye) uzmanına başvurulmalıdır.
Yaşlanan Kadının Cinselliği
Sağlıklı bir kadının yumurtalıklarında her ay yumurta üretilir. Ancak bir dönem gelir ki yumurta üretimi durur ve kadın âdet görmemeye başlar. Menopoz adı verilen bu dönem sağlıklı bir kadında en erken 37–38 yaşlarında başlamaktadır. Yumurtlamayı yöneten hormon olan östrojenin hızla azalmasıyla menopoz başlar.
Kadınlık hormonunun azalmasıyla birlikte kadınlarda şunlar görülebilir: meme dokusunda gerileme, klitoriste küçülme ve zayıflama, büyük ve küçük dudaklarda küçülme ve zayıflama, vajinada küçülme ya da daralma, ağrılı cinsel ilişki, idrar kesesinde ve ağzında incelme, idrar kaçırma, sık idrara çıkma.
Menopozda vajinanın içinde koruyucu bakteriler azalır. Bu sebeple enfeksiyon görülme ihtimali de artar.
Kadını menopozda ortaya çıkan olumsuz değişikliklerden korumak ve cinsel hayatını bozacak değişiklikleri düzeltmek için doktor tarafından birtakım tedaviler önerilebilir. Örneğin vajina içi kuru olan kadınlarda kayganlaştırıcı kremler kullanılabilir. Menopozdaki kadın cinsel ilişkiyi istemesine rağmen bazen hormonların azlığından dolayı ağrılı ilişki yaşadığı için bu önlemlerin alınması eşlerde sağlıklı cinsel yaşamı sağlar.
Rahim ve idrar kesesi sarkmaları ile kalın bağırsakların vajinaya sarkması kadınlık hormonunun azalmasıyla ilgili değildir. Bu problemlere zor doğumlar, doğumda bebeğin çok iri olması, vakumla doğum, normal doğumdan sonra düzgün onarılmayan veya hiç onarılmayan yırtıklar veya doğum sonrası dikişlerin açılması sebep olur.
Yaşlı Cinselliğini Etkileyen Bazı Sorunlar
Kalp damar hastalıkları, Tansiyon yüksekliği, Beyin damar sistemi hastalıkları, Eklem iltihabı, Yorgunluk, Kas güçsüzlüğü, Vücut bütünlüğünü bozan kanser ameliyatları (Özellikle meme kanseri sonrası memesinin bir bölümü veya tamamı alınan kadınlar, beden algıları değiştiği için cinsel ilgisizlik yaşayabilirler.), Prostat hastalıkları, Şeker hastalığı, Üreme hormonlarının azalması ve düzensizlikleri, Kronik böbrek yetmezliği, Aşırı kilo alma, Alkol ve sigara bağımlılığı, Takıntı, Olumsuz düşünceler, Sorunları zamanında dile getirmede ve çözüm bulmada yaşanan zorluklar, Uyumsuzluk, Eşlerden birinin veya her ikisinin kişilik bozuklukları (kendini beğenmişlik, başkalarının haklarına saygı duymayan ve saldırgan anti sosyallik, hoşgörüsüzlük vb.), Güven eksikliği, Aldatılmaya rağmen çeşitli nedenlerle devam eden evlilikler, Yıllardır yönetilemeyen stres, Psikiyatrik hastalıklar ve tedavisinde kullanılan ilaçlar, Fiziksel ve psikolojik şiddet sonucu evlilik hayatından soğumak.
Yaşlılıkta Cinsellik
Cinsel yaşam denince sadece cinsel birleşme anlaşılmamalıdır. Cinsellik, sevgi dolu bir bakışla, dokunmayla, öpüşmeyle, destek olmayla, hoşgörüyle, birlikte sarılarak uyumayla, eşin sıcaklığını hissetmeyle desteklenmelidir. Cinsellik ömür boyu devam eden bir süreçtir. Yıllarını birlikte geçiren; sorunları, sorumlulukları paylaşan ve birbiriyle olgunlaşan eşlerin tüm fiziksel yakınlıkları cinselliğin parçalarıdır.
Yaşlılıkla birlikte hormonların azalışına paralel olarak cinsel istek, haz ve orgazm da kademeli olarak azalır. Ancak huzurlu bir yaşantısı olan ve takıntısı olmayan kişiler, her yaşta cinsel haz alabilecek aktivitelerde bulunabilirler.
Yaşlı çiftler, cinsellikte bazı değişiklikler yaşarlar. Bunlar tıpta genellikle cinsel işlev bozukluğu olarak kabul edilir. Ancak huzurlu bir cinsel yaşam için yaşlının kendisinin, eş, dost ve akrabalarının aşması gereken birtakım engeller bulunur. Örneğin yaşlanmayla beraber kişilerin ayıplanma korkusuna kapılmaları, aşırı alıngan olmaları, değişen fiziksel görünümlerini kabullenememeleri, birikmiş ve çözümsüz sorunlar karşısında pes etmeleri, kendilerince suçladıkları eşlerini reddederek cezalandırmaya çalışmaları vb. durumlar görülebilmektedir. Öte yandan toplum tarafından yaşlılıkta cinselliğin yok sayılması veya kötü kabul edilmesi sebebiyle, cinsel sorunları olduğunda yaşlı bunları tanımlamaktan çekinebilmektedir. Kendini baskı altında hisseden yaşlı, konunun uzmanı sağlık personelinden (hekim, hemşire, psikolog vb.) yardım isteyememekte, psikolojik açıdan çözümü zor durumlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Ayrıca yaşlı çiftlerin birlikte kalabalık aile ortamlarında yaşamaları, bakım evlerinde veya huzur evlerinde kalmaları ve bu nedenle ayrı odalarda yaşamaları cinsel hayatlarıyla ilgili bazı problemler doğurabilmektedir. Bazen de cinsel ilişkinin kesilmesine bir eş tepki verirken diğeri duruma kayıtsız kalabilir. Bazen kadın cinsel işlevlerinde yaşa bağlı değişiklikler (hormonlara bağlı cinsel istek azlığı, vajinada kuruluk, ağrılı ilişki vb.) nedeni ile sıkıntı yaşayabilir ve yardım arama çabasındadır. Oysa erkek kendisinde cinsel sorun olmadığını düşünerek başka bir eş arayışına girişebilir. Daha az olmakla beraber kimi zaman da tersi olabilir (erkekte prostat ve buna bağlı cinsel işlev bozuklukları veya yaşa bağlı sertleşme sorunları vb.). Yaşla ilişkili değişikliklerde eşler birbirleri ile rahatça konuşup birlikte aktif yardım arayabiliyorlarsa evlilikte iyi bir ilişkiden söz edilebilir.
Özetle yaşlı çiftler için standart bir cinsellik yoktur. Fakat çiftlerin cinsel yaşamlarındaki olayları belirleyen, çok sayıda bağımsız ve birbirini etkileyen faktör vardır.
Bütün Bu Problemleri Aşmak İçin…
Yaşlı çiftin öncelikle birbirleri ile rahatça konuşabilmeleri ve gündelik yaşantıyı paylaşabilmeleri gereklidir. Bu sağlıklı iletişim ise ancak gençken kurularak ve özenle geliştirilip korunarak yaşlılıkta işlevsel hâle getirilebilir. Beraber odalarında oturup karşılıklı sohbet edemeyen, hayatın gündelik sorumluluklarından kaçan kişilerin, olgun ve ileri yaşlarında daha da artabilecek sorumluklarından kurtulmak için yapacakları ilk şey yine kaçmak olacaktır.
Eşler arası iletişimin kaybedilmesi ve evliliğin formaliteye dönüşmesi gibi durumlarda sözü dinlenir aile yakınları araya girip eşlerin sorunlarının konunun uzmanlarınca çözülmesi için aracı olmalıdırlar. Ancak iletişimi iyi olan aileler diğer aileleri destekleyebilirler. İçten gelen ve yapıcı konuşma, anlaşma yollarının birinci basamağıdır.
Özellikle kalabalık ortamlarda yaşayan yaşlı çiftlerin baş başa kalabilecekleri zamanlara ihtiyaçları vardır. Ev halkı zaman zaman çeşitli bahanelerle onları yalnız bırakmalıdırlar. Öncelikle, yaşlıların çocuk olmadığını gençlerin ve erişkinlerin kabul etmeleri gerekir. Kesinlikle cinsel konularda imalar yapılmamalı ve yaşlılar utandırılmamalıdır. Çiftin çocukları onları utandırıp baskı yaparak odalarını ayırmaya çalışmamalıdırlar.
Yaşlı ile yaşarken anlayış ve hoşgörü her türlü davranışın önüne geçmelidir. Cinsel konuda isteksiz olduğunu belirten veya hastalığı olan yaşlıya saygılı davranılmalıdır. Yaşlılıkta evlilik genellikle duygusal yakınlık, birliktelik, denge, çocuklarla ve torunlarla bir aile kurmak için yürütülür.
Diğer bir önemli faktör de yaşlıda cinsel istismardır. Bu kısaca yaşlı kişinin isteği dışında zorla cinsel tacize maruz kalmasıdır. Bunun önüne geçmek için de yaşlının yalnızlığa terk edilmemesi, aile içinde yaşamasının sağlanması gereklidir.
Hayat Arkadaşının Kaybı
Yaşlı kişinin çevresindeki sosyal desteğin, ilişkilerin, arkadaşların, işlerin giderek azalıyor oluşu bu kişilerin ruh sağlığı yönünden ciddi bir sorun oluşturur. Özellikle yıllarca birlikte yaşanılan eşin kaybedilmesi psikiyatrik birtakım problemlerin görülmesine bile neden olabilmektedir. Sağlıklı, huzurlu ve güven ortamı içinde genç yaştan beri sorunları aşarak olgunlaşıp devam eden bir evlilik, yaşlılıkta önemli bir duygusal, psikolojik ve sosyal doyum vesilesidir. Ayrıca cinsel doyumun da önemli bir unsurudur. Ancak yaşlılıkta eş kaybı, çoğu zaman cinsel hayatın da kaybı anlamına gelmektedir. Kimi zaman da evlilik devam etmesine rağmen eşlerin çeşitli nedenlerle duygusal ilişkilerinin ve cinsel yaşantılarının bozulması bir çeşit eş kaybı olarak ortaya çıkmaktadır. Vefat, boşanma, ayrılma, evliliğin sadece kâğıt üzerinde devam etmesi ve iletişimin kesilmesi gibi durumlarda eşini kaybeden kişilerde çoğu zaman yoğun yaşanmış bir ilişkinin bitmesinden sonraki yalnızlık ve izolasyon; eşin yakınlarından, ortak arkadaşlardan uzaklaşma, kaçınma, kimse ile konuşmayı istememe eğilimleri görülebilir.
Bu süreçte diğer aile üyelerinin ve yakınların desteği önemlidir. Ölüm ve boşanma durumlarında yalnız kalan eş hayat arkadaşını kaybetmiştir. Ölümde olumlu, boşanmada ise olumsuz duyguları daha canlıdır. Her iki durumda da kaybettiği eşiyle olan bağlarından kurtulmakta zorlanmaktadır. Bu dönemde geride kalan kişinin kendi başına iş yapabildiğini ve işe yaradığını hissetmesi için belirli amaçlara, yeni uğraşlara yönlendirilmesi iyi olacaktır.
Kaynak: Ayşegül YILDIRIM KAPTANOĞLU – Yaşlı Sağlığı
