Ailelerle Çalışmada Kullanılan Terapötik Yaklaşımlar

Aile Koçu

Aile terapisi, bireylerin ve ailelerin duygusal, psikolojik ve sosyal işlevselliklerini artırmayı amaçlayan profesyonel bir müdahale yöntemidir. Aile yapısının ve ilişkilerinin karmaşıklığı, aile terapisi alanında farklı yaklaşımların geliştirilmesini gerektirmiştir. Aile terapisi, sadece bireylerin bireysel problemlerine odaklanmak yerine, aile üyeleri arasındaki ilişkileri ve etkileşimleri ele alır. Bu terapi türü, aile içindeki dinamiklerin anlaşılması ve bu dinamiklerin daha sağlıklı hale getirilmesi için kullanılır.

Aile terapisi, çeşitli teorik çerçeveler ve pratik yöntemler içerir. Bu çerçeveler arasında birey merkezli terapi, bilişsel-davranışçı terapi, sistemik aile terapisi, stratejik aile terapisi ve yapısal aile terapisi gibi yaklaşımlar bulunmaktadır. Her bir yaklaşım, ailelerin karşılaştığı farklı sorunları ele almak için belirli teknikler ve yöntemler sunar.

Ailelerin yaşamış olduğu problemler oldukça çeşitlidir ve bu problemler aile üyelerinin duygusal, psikolojik ve sosyal sağlıklarını etkileyebilir. Bu tür problemler, aile içindeki iletişim sorunları, rol çatışmaları, davranış bozuklukları, bağımlılıklar, travmalar ve kriz durumlarını içerebilir. Aile terapisi, bu tür problemlerin çözülmesine yardımcı olmayı amaçlar ve aile üyelerinin birbirleriyle daha sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlar.

Bu makalede, aile terapisi sürecinde kullanılan başlıca terapötik yaklaşımlar detaylı olarak ele alınacaktır. Her bir yaklaşımın temel ilkeleri, uygulama yöntemleri ve vaka örnekleri üzerinden incelenecektir. Bu bilgiler, hem aile danışmanları hem de danışmanlık desteği almak isteyen bireyler için hazırlanmıştır. Amaç, okurların çeşitli terapötik yaklaşımlar hakkında bilgi sahibi olmalarını sağlamak ve ailelerin daha sağlıklı ve işlevsel ilişkiler geliştirmelerine yardımcı olmaktır.

Terapötik Yaklaşımların Genel Tanımı

Aile terapisi, sistemik bir bakış açısıyla aileyi bir bütün olarak ele alır. Bu yaklaşımda, aile içindeki her birey, bir sistemin parçası olarak değerlendirilir ve bireylerin davranışları, bu sistemin dinamikleri içinde incelenir. Aile terapisi, aile üyeleri arasındaki ilişkilerin ve etkileşimlerin, bireylerin duygusal ve psikolojik durumları üzerindeki etkilerini anlamaya çalışır.
Aile terapisi, bireylerin kişisel sorunlarını çözmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda aile içindeki etkileşimlerin ve ilişkilerin iyileştirilmesini hedefler. Bu nedenle, aile terapisi sürecinde, aile üyelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve etkileşimlerini anlamak ve bu ilişkileri dönüştürmek önemlidir.

Aile Terapisinde Temel İlkeler
Aile terapisi, çeşitli teorik yaklaşımlar ve uygulama yöntemleri içerir. Bu yaklaşımlar arasında birey merkezli terapi, bilişsel-davranışçı terapi, sistemik aile terapisi, stratejik aile terapisi ve yapısal aile terapisi gibi yöntemler bulunmaktadır. Her bir yaklaşım, ailelerin karşılaştığı farklı sorunları ele almak için belirli teknikler ve yöntemler sunar.

Aile terapisinde temel ilkeler şunlardır:
Sistemik Düşünce: Aileyi bir sistem olarak ele alarak, aile üyeleri arasındaki etkileşimlerin ve ilişkilerin analiz edilmesi.
İlişki Odaklılık: Aile üyeleri arasındaki ilişkilerin ve iletişimin iyileştirilmesi.
Döngüsel Nedensellik: Aile içindeki davranışlar ve etkileşimlerin döngüsel bir nedensellik içinde değerlendirilmesi.
Yapısal Dinamikler: Aile içindeki hiyerarşik yapılar, roller ve sınırların analiz edilmesi ve gerektiğinde yeniden yapılandırılması.
Sorun Çözme: Aile üyelerinin karşılaştığı sorunların çözülmesine yönelik stratejiler geliştirilmesi.

Terapötik Yaklaşımların Genel Özellikleri
Her bir terapötik yaklaşım, aile terapisi sürecinde farklı teknikler ve yöntemler kullanır. Ancak tüm yaklaşımlar, aile içindeki ilişkilerin ve etkileşimlerin iyileştirilmesine yönelik ortak bir hedefe sahiptir. Bu yaklaşımların genel özellikleri şunlardır:
Empati ve Anlayış: Terapistin, aile üyelerinin duygularını ve deneyimlerini anlamaya çalışması ve bu duygulara empatiyle yaklaşması.
Güven ve Destek: Terapistin, aile üyeleri arasında güvenli ve destekleyici bir ortam oluşturması.
İletişim ve Etkileşim: Aile üyeleri arasındaki iletişim ve etkileşim kalıplarının analiz edilmesi ve iyileştirilmesi.
Dönüşüm ve Değişim: Aile içindeki işlevsiz dinamiklerin ve davranışların dönüştürülerek, daha sağlıklı ve işlevsel bir aile yapısının oluşturulması.

Birey Merkezli Terapi

Birey merkezli terapi, Carl Rogers tarafından geliştirilmiş ve psikoterapi alanında önemli bir yere sahip olan bir yaklaşımdır. Bu terapi türü, danışanın kendi deneyimlerini anlaması, kendini gerçekleştirmesi ve içsel potansiyellerini ortaya çıkarması üzerine odaklanır. Birey merkezli terapide, terapistin danışana empatik bir anlayış, koşulsuz olumlu kabul ve içtenlik sunması büyük önem taşır. Bu yaklaşımla, danışan kendisini daha iyi anlar ve kendi çözümlerini bulma yeteneğini geliştirir.

Tanım ve Temel İlkeler
Birey merkezli terapi, insanın doğal olarak iyi olduğunu ve kendi kendini gerçekleştirme potansiyeline sahip olduğunu varsayar. Rogers’a göre, “Danışanın potansiyellerini gerçekleştirebilmesi için, terapistin ona empatik bir anlayış ve koşulsuz olumlu kabul sunması gerekmektedir” (Rogers, 1951). Bu yaklaşımda, terapistin rolü, danışanın kendi içsel dünyasını keşfetmesi için güvenli ve destekleyici bir ortam sağlamaktır.

Birey merkezli terapinin temel ilkeleri şunlardır:
Empati: Terapistin, danışanın duygularını ve deneyimlerini derinlemesine anlamaya çalışması.
Koşulsuz Olumlu Kabul: Terapistin, danışanı yargılamadan kabul etmesi ve saygı duyması.
İçtenlik (Gerçeklik): Terapistin, danışana karşı samimi ve dürüst olması.

Uygulama Yöntemleri
Birey merkezli terapide, terapistin aktif dinleme, yansıtma ve açıklama gibi teknikleri kullanarak danışanın iç dünyasını keşfetmesine yardımcı olması esastır. Terapist, danışanın anlattıklarını dikkatle dinler ve onun duygularını yansıtarak, danışanın kendi duygu ve düşüncelerini daha iyi anlamasını sağlar. Bu süreçte, terapist danışanın kendisiyle ve başkalarıyla daha açık ve dürüst bir ilişki kurmasına yardımcı olur.

Örneğin, genç bir bireyin kimlik bunalımı yaşadığı bir durumda, birey merkezli terapi ile terapist, gencin yaşadığı duygusal karışıklığı anlamaya çalışır ve onun bu süreçte kendini ifade etmesine olanak tanır. Bu şekilde, genç birey kendi kimliğini ve değerlerini keşfeder.

Örnek Vaka Analizi
Ali, 16 yaşında bir gençtir ve son zamanlarda okul ile evde sıkıntılar yaşamaktadır. Ailesi, Ali’nin içine kapanık hale geldiğini ve arkadaşlarıyla eskisi gibi vakit geçirmediğini fark eder. Ali, terapiye başladığında, terapist ona içten bir ilgi gösterir ve onun hislerini anladığını belirterek, Ali’nin kendisini ifade etmesine olanak tanır.

Ali, terapistinin koşulsuz olumlu kabulü ve empatisi sayesinde, yaşadığı kimlik bunalımını ve okulda yaşadığı zorbalık deneyimlerini paylaşmaya başlar. Terapist, Ali’nin anlattıklarını yansıtarak ve onun duygularını anlamaya çalışarak, Ali’nin bu süreçte kendisini daha iyi anlamasını sağlar. Bir süre sonra, Ali kendine olan güvenini yeniden kazanmaya başlar ve okulda ve evde daha açık ve sağlıklı iletişim kurar.

Birey merkezli terapi, Ali’nin yaşadığı kimlik bunalımını aşmasında ve kendini gerçekleştirmesinde önemli bir rol oynamıştır. Terapistin empatik yaklaşımı ve koşulsuz olumlu kabulü, Ali’nin kendini ifade etmesini ve duygusal olarak iyileşmesini sağlamıştır.

Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT)

Bilişsel-Davranışçı Terapi (BDT), düşünce kalıplarını ve davranışları değiştirmeyi hedefleyen, yapılandırılmış ve hedef odaklı bir terapi türüdür. BDT, bireylerin olumsuz düşüncelerini ve bu düşüncelerin davranışları üzerindeki etkilerini anlamalarına yardımcı olur. Bu terapi türü, aile içindeki dinamikleri ve etkileşimleri anlamak ve değiştirmek için etkili bir yöntem olarak kullanılabilir.

Tanım ve Temel İlkeler
Bilişsel-Davranışçı Terapi, Aaron T. Beck tarafından geliştirilmiştir ve bireylerin olumsuz düşünce kalıplarını tanımlayarak, bu düşünceleri daha işlevsel ve sağlıklı düşüncelerle değiştirmeye odaklanır. Beck (1976), bilişsel terapinin temel amacını, “bireylerin olumsuz düşüncelerini belirleyerek, bu düşünceleri daha gerçekçi ve olumlu düşüncelerle değiştirmek” olarak tanımlamaktadır.

BDT’nin temel ilkeleri şunlardır:
Bilişsel Yeniden Yapılandırma: Olumsuz ve işlevsiz düşünce kalıplarının belirlenmesi ve değiştirilmesi.
Davranışsal Müdahale: Problemli davranışların tanımlanması ve daha işlevsel davranışlarla değiştirilmesi.
Sistematik Desensitizasyon: Bireylerin korku ve kaygılarını azaltmak için aşamalı olarak bu durumlarla yüzleşmeleri.

Uygulama Yöntemleri
BDT, bireylerin olumsuz düşüncelerini tanımlamak ve bu düşünceleri değiştirmek için çeşitli teknikler kullanır. Bu teknikler arasında bilişsel yeniden yapılandırma, maruz bırakma, problem çözme ve gevşeme egzersizleri bulunur.

Örneğin, aile içindeki çatışmaların kaynağı olan olumsuz düşünceler ve inançlar, BDT teknikleri kullanılarak ele alınabilir. Aile üyeleri, olumsuz düşüncelerini ve bu düşüncelerin ilişkilerini nasıl etkilediğini fark eder ve daha sağlıklı iletişim stratejileri geliştirirler.

Örnek Vaka Analizi
Ayşe ve Mehmet, evliliklerinde sık sık tartışma yaşayan bir çifttir. Tartışmalarının temelinde, birbirlerine yönelik olumsuz düşünceler ve yanlış inançlar yatmaktadır. BDT sürecinde, terapist Ayşe ve Mehmet’in olumsuz düşüncelerini belirlemelerine ve bu düşünceleri daha gerçekçi ve olumlu düşüncelerle değiştirmelerine yardımcı olur.

Örneğin, Ayşe, Mehmet’in onu sevmediğini düşündüğünde, bu düşüncenin nedenlerini ve kanıtlarını inceler. Terapist, Ayşe’ye Mehmet’in sevgisini gösteren davranışları hatırlatır ve Ayşe’nin bu düşüncesini yeniden değerlendirmesini sağlar. Aynı şekilde, Mehmet de Ayşe’ye karşı olan olumsuz düşüncelerini yeniden değerlendirir ve daha sağlıklı iletişim kurma yollarını öğrenir.

BDT sayesinde, Ayşe ve Mehmet, birbirlerine yönelik olumsuz düşüncelerini ve inançlarını değiştirmeyi başarırlar ve evliliklerinde daha sağlıklı ve işlevsel bir iletişim geliştirirler.

Sistemik Aile Terapisi

Sistemik Aile Terapisi, aileyi bir sistem olarak ele alır ve aile içindeki bireylerin birbirleriyle olan ilişkilerini anlamaya çalışır. Bu yaklaşım, ailenin yapısal dinamiklerine ve etkileşimlerine odaklanır. Sistemik terapi, aile üyelerinin birbirleriyle olan etkileşimlerini ve bu etkileşimlerin ailenin genel işlevselliğini nasıl etkilediğini analiz eder.

Tanım ve Temel İlkeler
Sistemik Aile Terapisi, aileyi bir bütün olarak görür ve aile içindeki bireylerin karşılıklı etkileşimlerini anlamaya çalışır. Bowen (1978), “Aile, üyelerinin karşılıklı etkileşimlerinden oluşan bir sistemdir ve bu sistemin işleyişini anlamak, aile terapisi sürecinin temelini oluşturur” şeklinde ifade etmektedir.

Sistemik terapinin temel ilkeleri şunlardır:
Aile Sistemi: Aile, üyelerinin karşılıklı etkileşimlerinden oluşan bir sistemdir.
Döngüsel Nedensellik: Aile içindeki davranışlar ve etkileşimler döngüsel bir nedensellik içinde değerlendirilir.
Aile Dinamikleri: Aile içindeki roller, sınırlar ve hiyerarşik yapılar analiz edilir.

Uygulama Yöntemleri
Sistemik Aile Terapisi, aile içindeki etkileşimleri ve dinamikleri anlamak için çeşitli teknikler kullanır. Bu teknikler arasında genogram oluşturma, döngüsel sorgulama ve etkileşim analizi bulunur. Terapist, aile üyelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve bu ilişkilerin ailenin genel işlevselliğini nasıl etkilediğini analiz eder.

Örneğin, bir ailedeki rollerin ve sınırların yeniden tanımlanması, sistemik terapi ile gerçekleştirilebilir. Terapist, aile üyelerinin rollerini ve sınırlarını yeniden yapılandırarak, daha sağlıklı bir aile dinamiği oluşturur.

Örnek Vaka Analizi
Kaya ailesi, son zamanlarda artan stres ve iletişim sorunları nedeniyle aile terapisine başvurmuştur. Aile üyeleri arasındaki etkileşimler ve rollerin belirsizliği, aile içinde çatışmalara neden olmaktadır. Sistemik Aile Terapisi sürecinde, terapist aile üyelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve etkileşimlerini analiz eder.

Terapist, genogram oluşturma tekniğini kullanarak, Kaya ailesinin geçmişi ve aile üyelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini daha iyi anlamaya çalışır. Bu süreçte, aile üyelerinin rollerini ve sınırlarını yeniden tanımlayarak, aile içindeki hiyerarşiyi ve etkileşimleri yeniden yapılandırır.

Sistemik terapi sayesinde, Kaya ailesi, birbirleriyle olan ilişkilerini ve etkileşimlerini daha iyi anlamayı başarır ve aile içinde daha sağlıklı bir iletişim geliştirir.

Stratejik Aile Terapisi

Stratejik Aile Terapisi, problem çözmeye yönelik, kısa süreli ve hedef odaklı bir yaklaşımdır. Bu terapi türü, aile üyelerinin davranışlarını değiştirmeye yönelik stratejiler geliştirir. Stratejik terapi, aile içindeki problemleri çözmek için yaratıcı ve yenilikçi yöntemler kullanır.

Tanım ve Temel İlkeler
Stratejik Aile Terapisi, Jay Haley tarafından geliştirilmiş olup, problem çözmeye yönelik ve hedef odaklı bir yaklaşımdır. Haley (1976), stratejik terapinin amacını, “aile üyelerinin problem çözme becerilerini geliştirmek ve işlevsel olmayan davranışları değiştirmek” olarak tanımlamaktadır.

Stratejik terapinin temel ilkeleri şunlardır:
Problem Odaklılık: Terapi süreci, belirli problemleri çözmeye yönelik olarak yapılandırılır.
Kısa Süreli Müdahale: Stratejik terapi, kısa süreli ve yoğun bir müdahale yöntemi olarak kullanılır.
Yaratıcı Çözümler: Terapist, problemleri çözmek için yaratıcı ve yenilikçi stratejiler geliştirir.

Uygulama Yöntemleri
Stratejik Aile Terapisi, problem çözmeye yönelik çeşitli teknikler kullanır. Bu teknikler arasında paradoksal müdahaleler, yeniden çerçeveleme ve görev verme bulunur. Terapist, aile üyelerinin problemli davranışlarını değiştirmek için stratejik ve yaratıcı çözümler geliştirir.

Örneğin, bir ailedeki iletişim sorunlarının çözülmesi için belirli iletişim stratejileri ve teknikleri kullanılabilir. Terapist, aile üyelerine belirli görevler vererek, iletişimlerini geliştirmelerine yardımcı olur.

Örnek Vaka Analizi
Demir ailesi, çocukları Can’ın davranış sorunları nedeniyle aile terapisine başvurmuştur. Can, okulda ve evde sık sık sorun çıkaran ve ailesiyle iletişim kurmakta zorlanan bir çocuktur. Stratejik Aile Terapisi sürecinde, terapist Can’ın davranışlarını değiştirmek için yaratıcı ve stratejik çözümler geliştirir.

Terapist, Can’a belirli görevler vererek, onun davranışlarını değiştirmesine yardımcı olur. Örneğin, Can’ın her gün belirli bir süre boyunca aile üyeleriyle olumlu iletişim kurması için teşvik edilir. Terapist ayrıca, Can’ın olumsuz davranışlarını yeniden çerçeveleyerek, bu davranışların nedenlerini anlamasına yardımcı olur.

Stratejik terapi sayesinde, Can’ın davranışları zamanla olumlu yönde değişir ve Demir ailesi, daha sağlıklı ve işlevsel bir iletişim geliştirir.

Yapısal Aile Terapisi

Yapısal Aile Terapisi, aile içindeki hiyerarşik yapıyı ve sınırları ele alır. Bu terapi yaklaşımı, aile üyelerinin rollerini ve ilişkilerini yeniden yapılandırarak, daha sağlıklı bir aile dinamiği oluşturmayı hedefler. Yapısal terapi, aile içindeki hiyerarşiyi ve sınırları belirleyerek, aile üyelerinin rollerini ve sorumluluklarını yeniden tanımlar.

Tanım ve Temel İlkeler
Yapısal Aile Terapisi, Salvador Minuchin tarafından geliştirilmiştir ve aile içindeki hiyerarşik yapıyı ve sınırları ele alır. Minuchin (1974), yapısal terapinin temel hedefini, “aile içindeki hiyerarşiyi ve sınırları yeniden yapılandırarak, ailenin işlevselliğini artırmak” olarak belirtmektedir.

Yapısal terapinin temel ilkeleri şunlardır:
Aile Hiyerarşisi: Aile içindeki hiyerarşik yapı analiz edilir ve yeniden yapılandırılır.
Sınırlar ve Roller: Aile üyelerinin sınırları ve rollerini belirlenir ve yeniden tanımlanır.
Aile Dinamikleri: Aile içindeki etkileşimler ve dinamikler analiz edilerek, daha sağlıklı bir yapı oluşturulur.

Uygulama Yöntemleri
Yapısal Aile Terapisi, aile içindeki hiyerarşik yapıyı ve sınırları belirlemek ve yeniden yapılandırmak için çeşitli teknikler kullanır. Bu teknikler arasında aile haritalama, etkileşim analizi ve rol oynama bulunur. Terapist, aile üyelerinin rollerini ve sınırlarını yeniden tanımlayarak, daha sağlıklı bir aile dinamiği oluşturur.

Örneğin, bir ailedeki ebeveyn-çocuk ilişkilerindeki dengesizlikler, yapısal terapi ile dengelenebilir. Terapist, aile üyelerinin rollerini ve sınırlarını belirleyerek, aile içindeki hiyerarşiyi yeniden yapılandırır.

Örnek Vaka Analizi
Yılmaz ailesi, çocukları Zeynep’in okulda yaşadığı problemler ve aile içindeki iletişim sorunları nedeniyle aile terapisine başvurmuştur. Yapısal Aile Terapisi sürecinde, terapist aile içindeki hiyerarşik yapıyı ve sınırları analiz eder.

Terapist, aile üyelerinin rollerini ve sınırlarını belirleyerek, aile içindeki hiyerarşiyi yeniden yapılandırır. Zeynep’in ebeveynleriyle olan ilişkisi ve kardeşleriyle olan etkileşimleri analiz edilerek, aile içindeki roller ve sınırlar yeniden tanımlanır.

Yapısal terapi sayesinde, Yılmaz ailesi, daha sağlıklı ve işlevsel bir aile dinamiği geliştirir ve Zeynep’in okulda yaşadığı problemler azalır.

Sonuç

Aile terapisi, aile içindeki ilişkilerin güçlendirilmesi ve çözülmesi gereken problemlerle başa çıkılması amacıyla kullanılan etkili bir müdahale yöntemidir. Bu makalede ele alınan birey merkezli terapi, bilişsel-davranışçı terapi, sistemik aile terapisi, stratejik aile terapisi ve yapısal aile terapisi gibi yaklaşımlar, ailelerin karşılaştığı çeşitli sorunları çözmek için farklı yöntemler sunar.

Birey merkezli terapi, danışanın kendi deneyimlerini anlaması ve kendini gerçekleştirmesi sürecine odaklanırken, bilişsel-davranışçı terapi, bireylerin olumsuz düşünce kalıplarını ve davranışlarını değiştirmeye yönelik stratejiler sunar. Sistemik aile terapisi, aileyi bir sistem olarak ele alır ve aile içindeki ilişkilerin ve etkileşimlerin analiz edilmesine odaklanır. Stratejik aile terapisi, problem çözmeye yönelik, kısa süreli ve hedef odaklı bir yaklaşım sunar. Yapısal aile terapisi ise, aile içindeki hiyerarşik yapıyı ve sınırları ele alarak, aile üyelerinin rollerini ve ilişkilerini yeniden yapılandırmayı hedefler.

Her bir terapötik yaklaşım, ailelerin ihtiyaçlarına göre uyarlanabilir ve ailelerin daha sağlıklı ve işlevsel ilişkiler geliştirmelerine yardımcı olabilir. Aile danışmanları, bu yaklaşımları kullanarak, ailelerin karşılaştığı sorunları daha etkili bir şekilde ele alabilir ve aile içindeki dinamikleri dönüştürebilir. Aile terapisi, sadece bireylerin değil, aynı zamanda ailenin bütününün iyileştirilmesini amaçladığı için, ailelerin daha güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurmalarına önemli katkılarda bulunur.

Aile terapisi sürecinde, terapistin empatik yaklaşımı, koşulsuz olumlu kabulü ve içtenliği, danışanların kendilerini daha iyi anlamalarına ve problemlerini çözmelerine yardımcı olur. Ayrıca, aile içindeki etkileşimlerin ve dinamiklerin analiz edilmesi, aile üyelerinin birbirleriyle olan ilişkilerini ve rollerini daha iyi anlamalarını sağlar.

Bu makalede ele alınan terapötik yaklaşımlar, aile danışmanları ve danışan adayları için önemli bilgiler sunmaktadır. Aile danışmanları, bu yaklaşımları kullanarak, ailelerin daha sağlıklı ve işlevsel ilişkiler geliştirmelerine yardımcı olabilirler. Danışan adayları ise, bu yaklaşımlar hakkında bilgi sahibi olarak, kendi ihtiyaçlarına en uygun terapi yöntemini seçebilirler.

Sonuç olarak, aile terapisi, aile içi ilişkilerin iyileştirilmesi ve bireylerin psikososyal işlevselliğinin artırılması için etkili bir müdahale yöntemidir. Bu makalede ele alınan terapötik yaklaşımlar, ailelerin karşılaştığı çeşitli sorunları çözmek için farklı yöntemler sunar ve aile danışmanları için değerli bir rehber niteliğindedir.

KAYNAKÇA

Beck, A. T. (1976). Cognitive therapy and the emotional disorders. International Universities Press.
Bowen, M. (1978). Family therapy in clinical practice. Jason Aronson.
Haley, J. (1976). Problem-solving therapy. Jossey-Bass.
Minuchin, S. (1974). Families and family therapy. Harvard University Press.
Rogers, C. R. (1951). Client-centered therapy: Its current practice, implications, and theory. Houghton Mifflin.

Bir yanıt yazın