Sağlıklı Bir Evlilik İçin

Evlilik Aile Danışmanlığı

Sağlıklı toplumun temelini sağlıklı aile oluşturur. Sağlıklı aile ise gücünü sağlıklı bir karı koca ilişkisinden alır. Sağlıklı evlilik ilişkisi, bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlıkları üzerinde olumlu etkiler yaratan bir güce sahiptir. Böyle bir aile ortamı içerisinde yetişen çocukların ruh sağlıkları da olumlu gelişir. Hayatta her şey gibi mutlu olmak da çaba ister. Mutluluk kişilerin birbirleriyle sağlıklı ve doyurucu etkileşimler kurmaları sonucunda vardıkları bir noktadır. Sağlıklı bir ailenin temelinde sağlıklı bir çift ilişkisi yatmaktadır. Stres yüklü bir karı koca ilişkisi, ailenin tüm bireylerine doğrudan stres olarak yansır. Eşlerin sahip oldukları iletişim yetenekleri, birbirleriyle anlaşmaları, birbirlerine karşı sevgi ve muhabbet içeren tavırlar sergilemeleri, çocuklarının ruh sağlıklarını koruyabilmeleri için en güçlü anahtardır.

Sevgi Emek İster

Sevgi, insanı bir şeye veya bir kimseye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygudur. Eşe duyulan sevgi kişinin eşine karşı içinden geçirdiği duygu ve düşüncelerinden etkilenir. Örneğin kişinin eşine karşı hissettiği koruma, acıma, merhamet, şefkat, saygı gibi olumlu duygular da; nefret, öfke, suçlama, kırılmışlık gibi olumsuz duygular da sevgiyi etkiler. Sevgiyi hissetmek yetmez.Onu göstermek, ona emek vermek gerekir.

Eşinize sevginizi göstermenin yolu:

  • Ona sevdiğinizi söylemektir: “Seni seviyorum.”, “Sen benim için çok önemlisin.” vb.
  • Ona değer verdiğinizi göstermektir: hediye, sürpriz, çiçek, onun için yapılan herhangi bir şey
  • Ona dokunmaktır: El ele tutuşmak, sarılmak, koluna girmek vb.

Eğer eşinize veçocuklarınıza sevginizi göstermekte zorlanıyorsanız hayatınızın anlamını bir kez daha gözden geçirin. Hayatta sizin için onlardan daha önemli ne var? Evlilik ilişkisinin kalıcı ve uzun süreli olabailmesi için sevgi kadar önemli ve mutlaka sevgiyle birlikte bulunması gereken bir şey daha vardır SAYGI.

Kıskançlık Sevginin Bir Göstergesi midir?

Aşırı kıskançlık sağlıksız ve normal olmayan bir duygudur. Dolayısıyla sevginin bir göstergesi değildir. Kişide sağlıksız bir muhakeme yapısının varlığına, bazen de karşısındaki kişiye duyulan güvensizliğe işarettir. Kıskançlığın kişinin kendine olan güvensizliğinden kaynaklandığı da düşünülebilir. Gerçek sevgide güven, hoşgörü, karşısındakinin ihtiyaçlarına karşı hassasiyet ve denge vardır.

Her Evlilik Kendine Özgü ve Özeldir!

Asla evliliğinizi başkalarının evlilikleriyle kıyaslamayın. Kendi ilişkinize odaklanın. İlişkinizin neden farklı ve özel olduğunu düşünün ve olumlu yönlerine sahip çıkın.

“Onlar yeni araba almışlar biz neden almıyoruz?”
“Eşi onu gün içinde sık sık arıyormuş, sen neden beni sık sık aramıyorsun?”
“Onlar tatil için deniz kenarına gidiyorlarmış biz neden gidemiyoruz?” gibi sorular ya da eleştirilerle evliliğinizi başkalarının evlilikleriyle kıyaslamamalısınız.

Çünkü her evlilik kendine özgü ve özeldir

Evliliğinize dair beklentilere ulaşma çabanız sizi bir takım yapar. Takımını şampiyon yapmak da oyuncuların birlikte hareket etmeyi öğrenmeleriyle mümkündür.

Eve alınacak eşyalar ya da diğer harcamalar veya hafta sonunda ne yapılacağına birlikte karar vermek gerekli ve önemlidir.

Her Konuda Aynı Düşünmek Zorunda mıyız?

Eşlerin her konuda aynı fikirde olmaları beklenemez. Ancak aralarındaki her ayrılığın çatışmayla sonlanması da oldukça yorucu ve yıpratıcıdır. Eşler arasında temelde bir ortak görüşlülük hâkimse çatışmalar daha kolay çözümlenebilir. İlişkinin yıllar içinde gelişimiyle birlikte, çiftlerin arasında para, eğlence, ebeveynlik, ev hayatı gibi konularda ortak bir bakış açısı ve anlayışın da gelişmesi beklenir. Çiftlerin temel bir ortak görüşe sahip olmalarının anahtarı ise bu konuda uyuşma göstermeye istekli olmaları ve gayret etmeleridir.

Eşinizle tatil planı yaparken aynı fikirde olmayabilirsiniz. Eşiniz memlekete gitmek isterken siz deniz kenarında tatil yapmak isteyebilirsiniz. Bu durumda yıllık izninizi ikiye bölerek önce eşinizin memleketine daha sonra deniz kenarına tatile giderek uzlaşma yoluna gidilebilir. Ya da bir yıl deniz kenarında gelecek yıl memlekette tatil yapmayı tercih edebilirsiniz. Eşinizle müzik tercihleriniz aynı olmayabilir. Bazen onun sevdiği türde müzik dinleyip daha sonra kendi sevdiğiniz müzik türünü dinleyebilirsiniz.

Evlilikte Rol Paylaşımı

Eşlerin evlilik ilişkisi içerisinde üstlendikleri rollerden memnuniyet duyup duymamaları evliliklerinden duydukları memnuniyeti etkiler. Evlilik ilişkisi içerisinde gerçekleştirilmesi gereken çeşitli roller ve sorumluluklar yer almaktadır. Evlilikten evliliğe değişmekle birlikte, ev işlerini kimin yapacağı, çocukların bakımını kimin üstleneceği, eve para getirmekten kimin sorumlu olacağı gibi konular eşler arasında problem yaratabilir. Bazı evliliklerde roller belirgindir ve kimin dışarıda parayı kazanmakla yükümlü olduğu, kimin ev işlerini yapmaktan sorumlu olduğu belirlidir ve bu konuda eşler arasında net bir ayrım söz konusudur.

Bazı evliliklerde ise çiftler rolleri eşit olarak paylaşmayı seçerler. Önemli olan her iki eşin de üstlendikleri rollerden memnuniyet duymaları, bu konuda hemfikir olmalarıdır. Evlilikte sorumlulukların tamamının ya da büyük bir bölümünün eşlerden biri tarafından üstlenilmesi yanlıştır. Bu durum evlilikte mutsuzluğa ve huzursuzluğa neden olabilir.

Evlilikte Rol Paylaşımında;

  • Destekleyici tavırlar içerisinde olmanız,
  • İş birliği içerisinde davranabilmeniz,
  • Gerekli durumlarda rollerde esneklik göstermeyi becerebilmeniz, son derece önemlidir. Eşler evde kendilerine ait üstlenilmiş sorumlulukların dışında, özel durumlarda birbirlerinin sorumluluklarını da yerine getirerek birbirlerine destek olmalıdırlar. Örneğin; eşlerden birinin hasta olması durumunda, diğer eşin onun yerine ev işlerini yapması veya ona bir çorba hazırlaması gibi.

Mutlu Bir Evliliğin Önündeki 10 Engel

1. Bencillik, evliliğin önündeki en önemli engeldir ve ilişkide problem yaratır.

  • Televizyon programı seçiminde hep ‘benim istediğim programı izleyelim’ demek maç izlemek gibi,
  • Ebeveyn ziyareti konusunda ‘her hafta sonu benim aileme gidelim’ demek,
  • Yapılacak harcamalarda eşlerden birinin söz sahibi olması,
  • Hafta sonu tatilinin nasıl geçirileceği konusunda yine eşlerden birinin karar vermesi,
  • Bencillik davranışına verilecek örneklerden bazılarıdır.

2. Dış çevre baskısı (kayınvalide, kayınpeder, arkadaşlar vb.)
Çiftlerin aileleri beraberliğin başından itibaren ilişkide söz sahibi olmak isterler. Düğün töreninin nerede yapılacağı, gelinlik modeli, yaşanılacak evin nerede tutulacağı, eve alınacak eşyalar gibi konularda kendi istekleri doğrultusunda baskı yapması karşısında çiftin ailelerini kırmadan kendi ortak kararlarını belirtmeleri önemlidir.

3. Evlilikten gerçek dışı beklentiler

  • Eşinizin evlendikten sonra bazı huylarının değişeceğine inanmak/zannetmek veya evlilik sürecinde hiçbir sorunla karşılaşılmayacağını düşünmek gerçekdışı beklentilerdir. Eşinizin karakterinin değişmeyeceğini kabul etmeli ve eşinizin kişilik yapısına aykırı beklentiler içinde olmamalısınız. Evlilikte her an sorunlarla karşılaşılabileceğini öngörüp sorun çözme yeteneğinizi geliştirmeniz önemlidir.
  • Evlendikten sonra eşten aşırı romantizm beklentisi,
  • Ev içi bütün sorumlulukları eşlerin birinin yapacağının zannedilmesi,
  • Evliliğin maddi sorumluluklarının eşlerden biri tarafından gerçekleştirileceğinin zennedilmesi, evlilikten gerçek dışı beklentilere örnek olarak verilebilir.

4. Evliliğini geliştirmeye ve iyileştirmeye karşı isteksizlik

5. Eşlerin birbirlerine olan bağlılıklarında eksiklik

6. Düşmanca davranmak

7. Küskünlükleri uzatmak
Eşinizin söylediği bir sözden veya davranıştan rahatsız olmuşsanız bu konuyu o anda konuşarak çözmeye çalışın. Kırgınlığınızın nedenini açıklamaz küskünlüğü uzatırsanız problemi çözmez, daha da büyütürsünüz.

8. Aile içi şiddet

9. Birlikte yeterince zaman geçirmemek

10. Sürekli suçlayıcı ve eleştirici tavırlar içerisinde olmak.

Kaynak: Evlilik Öncesi Eğitim El Rehberi

Bir yanıt yazın