Neden Anne Baba Olmak İsteriz?
Anne baba olmak tüm kültürlere ve çağlara özgü bir deneyimdir. Genç insanlar genellikle gelecekleriyle ilgili olarak evlilik ve çocukları da içeren planlar yaparlar. Birçok insan, çocuklarının doğumunu hayatının dönüm noktası olarak görür. Bununla birlikte insanların anne baba olma gerekçeleri ve bu gerekçelere verdikleri önem, çeşitlilik gösterir. Anne baba olma gerekçeleri genel olarak iki başlık altında toplanabilir:
Sosyal Gerekçeler:
• Çocuk sahibi olmak statü ya da yetişkin kimliği sağlar (sosyal güç).
• Birey, çocuğu sayesinde, aile adının devam edeceğini, insanlığın devamının sağlanacağını düşünür (devamlılık duygusu).
• Birey, çocuklarının ileride kendi bakımını üstleneceğini düşünür (ekonomik nedenler).
• Çiftin çocuk sahibi olması için çevrelerindeki kişilerin üstü örtülü ya da açık beklentileri vardır (sosyal baskı)
Bireysel Gerekçeler:
• Birey, çocukla kurulan benzersiz ilişkinin getireceği mutluluğu yaşamak ister.
• Çocuk sahibi olma konusunda biyolojik bir dürtü hisseder.
• Eşler, ailenin gerçekleştirilmesi için çocuğun varlığına ihtiyaç duyarlar.
Bireysel gerekçeler tüm kültürlerde evrensel olarak bulunurken, sosyal gerekçeler kültürden kültüre farklılıklar gösterir. Örneğin ülkemizde çocuk sahibi olma arzusu, anne baba olmayla ilgili önemli bireysel gerekçelerin yanı sıra, sosyal açıdan da yüksek derecede öneme sahiptir.
Gelişimle İlgili Temel Kavramlar
Gelişimle ilgili sıklıkla birbirlerinin yerine kullanılan ancak aralarında önemli farklılıklar bulunan bazı temel kavramlar bulunmaktadır:
Büyüme
Boy ve ağırlık gibi, bireyin fiziksel gelişiminde zamana bağlı olarak meydana gelen ölçülebilir değişikliklerdir. Örneğin yaşa bağlı olarak kilo almak, kemiklerin boyutundaki artış, kas sistemindeki fiziksel artışlar vb.
Olgunlaşma
Kişinin genetik yapısının yönlendirmesiyle, vücut organlarında veya davranışta meydana gelen değişimlerdir. Olgunlaşma genler tarafından programlanmıştır ve çevresel faktörlerden oldukça bağımsızdır. Örneğin dört aylık bir bebek konuşamaz. Çünkü bebeğin beyni konuşmasına olanak verecek kadar olgunlaşmamıştır. İki yaşına geldiğinde beyin yeterince olgunlaşmıştır ve çocuk çevrenin yardımıyla söylenenleri anlama ve konuşma yetisine sahiptir.
Öğrenme
Bireyin çevresiyle etkileşimleri sonucunda meydana gelen, büyük oranda kalıcı davranış değişiklikleridir. Örneğin bir çocuğun koşabilmesi veya basketbol topunu sürebilmesi için, önce uygun bir miktarda fiziksel olgunlaşma gereklidir. Ancak eğer çocuk basketbolda başarı göstermek istiyorsa özenli bir eğitim ve uzun antrenmanlar gereklidir. Olgunlaşma süreci hemen hemen tüm kültürlerdeki insanlarda benzer şekillerde meydana gelir. Öğrenme ise olgunlaşmanın aksine, fazlasıyla çevreye bağımlıdır. Kişi, yeni şekillerde hissetmeyi, düşünmeyi ve davranmayı anne babası, öğretmenleri ve yaşamındaki diğer kişilerle etkileşimleri yoluyla öğrenir. Örneğin sürekli kavga eden, çocuklarına bağırıp çağıran anne babaların çocukları, saldırgan olmayı öğrenirler.
Gelişim
Büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşimi ile yaşam boyu bireyin bedeninde, zihninde ya da davranışında olumlu yönde meydana gelen, niceliksel ve niteliksel değişimlerin tümünü içerir. Nicel değişim, boy, kilo gibi miktarda meydana gelen değişimlerdir. Nitel değişimler ise daha karmaşıktır. Süreç ve işleyişle ilgili değişiklikleri içerir ve yaşam boyu devam eder. Örneğin, bir bebeğin öğrenmesi, refleksler ve duyu organları aracılığıyla topladığı bilgilere bağlıdır. İki yaşındaki bir çocuk ise, duyulara başvurmadan düşünmede sembolleri kullanma becerisini geliştirir. Bu gelişim, çocukların kullanabildikleri zekânın türünde bir çeşit değişimdir. Kısacası gelişim bedensel, zihinsel, sosyal, duyuşsal ve ahlaki alanlardaki ileriye dönük değişimlerin tümünü kapsar. Gelişimsel değişimler genellikle kalıtım, çevresel etkiler ve öğrenmenin karmaşık etkileşiminin ürünüdür.
Hazır Bulunmuluk
Bireyin belli bir davranışı kazanabilmesi için biyolojik bir olgunluğa sahip olmasının yanı sıra, söz konusu davranışın gerektirdiği ön bilgiye, beceriye, ilgiye, tutuma ve sağlığa da sahip olması lazımdır. Örneğin bir çocuğun keman çalmak için yeterli hazır bulunuşluk düzeyinde olduğu söylendiğinde şunlar kastedilir: Keman çalmak için gerekli olan kasları ve diğer organları yeterli olgunluğa erişmiştir, keman çalmak konusunda isteklidir ve nasıl keman çalınacağıyla ilgili ön bilgilere sahiptir.
Kritik Dönem
Gelişim sırasında, önemli zaman dilimleri bulunmaktadır. Bu dönemlerde insan, çevreye daha duyarlıdır, öğrenmeye daha açıktır ve belirli deneyimler meydana geldiği takdirde gelişim normal seyrinde devam eder. Gelişimin diğer noktalarında aynı uyarımın etkisinin ya çok az olduğu ya da hiç olmadığı görülür. Örneğin doğum öncesi dönemde hamileliğin ilk üç ayı, gelişim açısından büyük önem taşır. Bu dönemde annenin ilaç kullanmasının ya da radyasyona maruz kalmasının, bebeğin gelişiminde olumsuz etkilere yol açma olasılığı, hamileliğin diğer dönemlerine göre çok daha fazladır. Dolayısıyla doğum öncesi dönemin ilk ayları, organ sistemlerinin gelişimi açısından kritik dönemdir. Kritik dönemde belli bir deneyimin yaşanmaması hâlinde, gelişim sürecindeki belirli bir kilometre taşı, geriye dönülmez şekilde atlanmış olur.
Gelişimin Temel İlkeleri
İnsan gelişimiyle ilgili gelişim uzmanları tarafından kabul edilmiş bazı ilkeler bulunmaktadır. Bu ilkelerden bazıları şunlardır:
Gelişim, kalıtım ve çevrenin karşılıklı etkileşiminin ürünüdür.
Kalıtım, canlılara atalarından genleri yoluyla geçen miras olarak ifade edilebilir. Araştırmalar, göz rengi, saç rengi, cinsiyet, boy, vücut biçimi gibi birçok özelliğin kalıtsal etkenlere bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak kalıtım yoluyla sahip olunan birçok özellik çevresel değişkenlerden etkilenerek şekillenir. Diğer bir ifadeyle, genler gelişim potansiyelini ortaya koyarken çevresel etkenler bireyin bu potansiyele ulaşıp ulaşamayacağını belirler. Dolayısıyla, kalıtım ve çevre arasında sürekli ve dinamik bir etkileşim vardır. Örneğin bebekler dünyaya konuşma kapasitesiyle gelirler. Ancak ilk kelimelerini söylemeleri ve basit cümlelerini kurmaları için konuşulan bir ortamda bulunmaları gerekir. Çocuğun konuşmaya teşvik edilmesi, gönderdiği konuşma ve ses mesajlarına karşılık verilmesi, çocukla birlikte oyun oynanması ve baş başa zaman geçirilmesi konuşma kapasitesini harekete geçirir.
Gelişim süreklidir ve aşamalı olarak gerçekleşir.
Gelişim dinamik bir oluşumdur ve döllenmeden ölüme kadar devam eden birikimli bir süreçtir. Gelişim kavramı, sürekli bir ilerlemeyi ifade eder. Gelişimdeki her aşama, bir önceki aşamadan etkilenir ve kendisinden sonrakine alt yapı oluşturur. Aşamalar birbirinden kesin çizgilerle ayrılmamıştır. Örneğin bebeğin emeklemesi, bir yere tutunarak sıralaması yürümenin, yürüme ise koşmanın alt yapısını oluşturur.
Gelişim kazanım ve kayıpları içerir.
Gelişimin evrelerinde ilerlemeye bağlı olarak kazanımlar ve kayıplar bulunur. Süreç içinde kaybolması gereken ancak kaybolmayan birtakım özellikler, gelişimde bir problem olduğunu düşündürebilir. Örneğin okul döneminde mantıki düşünme ile ilgili bir beceri kazanılırken okul öncesi dönemde sahip olunan hayalci düşünce yeteneğinin bir kısmı kaybolur.
Gelişim bir bütündür ve gelişim alanları birbirleriyle etkileşim içindedir.
Gelişim, fiziksel, bilişsel, sosyal alanlar başlıklarına ayrılarak incelense de bir bütündür. Alanlar birbirleriyle karşılıklı etkileşim içerisindedir. Bir gelişim alanında meydana gelen olumlu ya da olumsuz özellik diğer gelişim alanlarını da aynı yönde etkiler. Örneğin bir çocuğun akranları arasında popüler olması için sıcaklık, cana yakınlık, yardımlaşmak gibi sosyal beceriler önemlidir. Buna rağmen popüler olmak için görünürden daha fazlası gerekir. Mesela çocuğun ergenlik dönemine ulaştığı yaşın, sosyal yaşam üzerinde etkisi vardır. Yapılan bir araştırma, ergenlik dönemine erken giren erkeklerin geç girenlere göre akranlarıyla daha iyi ilişkiler kurduklarını ortaya koymuştur. Okulda başarılı olan öğrenciler de başarısı düşük olanlara nazaran daha popüler olma eğilimindedirler. Görüldüğü gibi popülerlik sadece sosyal becerilere değil, aynı zamanda fiziksel ve bilişsel gelişime de bağlıdır.
Gelişim nöbetleşe devam eder.
Gelişim alanlarından her biri, farklı gelişim dönemlerinde ön plana çıkabilir. Alanlardan birinde hızlanma gerçekleşirken diğerinde yavaşlama görülebilir. Örneğin doğum öncesi dönem ve onu takip eden doğumdan sonraki ilk yıl içinde yüksek büyüme hızı görülür. Birinci yılın sonunda büyüme hızı yavaşlarken harekete bağlı gelişim ve dil gelişimi hız kazanır.
Gelişimde kendine özgü bir sıra vardır.
Bedensel ve motor gelişim kendi içinde bir sıraya göre gerçekleşir. Bunlar:
Gelişim baştan vücudun alt kısımlarına doğru ilerler. Örneğin yeni doğan bir bebeğin başı, vücudunun diğer kısımlarına göre daha büyüktür. Bunun sonucu olarak bebekler vücutlarının üst kısmını alt kısımlarından önce kullanmaya başlarlar. Önce baş, sonra kollar ve ardından bacaklar üzerinde kontrol kazanırlar.
Gelişim ve kontrol vücudun merkezinden dışa doğru gerçekleşir. Örneğin bebeklik ve çocukluk döneminde kollar ve bacaklar, eller ve ayaklara göre daha hızlı gelişir.
Gelişim genelden özele doğrudur. Bebeklerin hareketleri başlangıçta bütünseldir. Önce büyük kas gelişimi sayesinde genel hareketler üzerinde kontrol sağlanır, daha sonra ince kas hareketleri yapılabilir. Örneğin başlangıçta kaşığı avuç içiyle tutarak yemek yemeğe çalışan çocuk, ilerleyen süre içinde aynı kaşığı parmak uçlarıyla tutar.
Gelişim bireysel farklılıklar gösterir.
Gelişim kalıtım ve çevrenin etkileşiminin ürünüdür. Her bireyin benzersiz kalıtsal mirası ve etkileşimde bulunduğu çevrenin farklı olması, bireysel farklılıkları kaçınılmaz kılar. Örneğin bir bebek henüz onuncu ayını doldurmadan yürümeye başlarken bir diğeri bu gelişimi on sekizinci ayında gösterebilir. Dolayısıyla çocukların kendilerine özgü gelişim seyri doğal karşılanmalı, aynı yaştaki çocuklardan aynı gelişim hızı beklenmemelidir. Bu noktada ebeveyn için önemli olan, gelişim problemlerinin bireysel farklılıklarla karışmaması konusunda dikkatli olmaktır.
Gelişim Alanları
Bilişsel/Zihinsel Gelişim
Algıda, öğrenmede, hafızada, problem çözmede ve diğer zihinsel süreçlerdeki değişimler, bilişsel gelişim kapsamında yer alır. Örneğin iki aylık bir bebek çevresini elleri ve gözleriyle keşfetmeyi öğrenirken beş yaş çocuğu basit matematik işlemlerinin nasıl yapılacağını öğrenmeye başlar.
Sosyal ve Duygusal Gelişim
Duygular, kişilik özellikleri, kişiler arası ilişkiler, ailede ve toplumda oynanan roller gibi gelişimin bireysel ve bireyler arası yüzlerindeki değişimler, sosyal ve duygusal gelişim alanlarına girer. Örneğin altı haftalık bir bebek gülümser, on aylık bir bebek giden bir kişinin ardından el sallar, beş yaşında bir çocuk ise arkadaşlarıyla oyun oynarken sırasını bekler.
Fiziksel ve Motor Gelişim
Vücudun ve organların büyümesi, fizyolojik sistemlerin fonksiyonunu yerine getirmesi, motor becerilerin kazanımı gibi konular, fiziksel ve motor gelişim kapsamındadır. Motor beceriler, hem emekleme, yürüme ya da top fırlatma gibi kaba motor becerileri, hem de kaşık tutma, kitap sayfalarını çevirme ya da yazı yazma gibi ince motor becerileri içerir.
Dil Gelişimi
Çocuğun dili anlaması ve kullanması ile ilgili beceriler dil gelişimi olarak adlandırılır. Örneğin bir bebek yaklaşık bir yaşında ilk kelimelerini söyler, iki yaşına geldiğinde organlarının adlarını doğru olarak ifade eder.
Gelişimde Kilometre Taşları
Hiçbir çocuk diğeriyle tıpa tıp aynı gelişim hızını göstermez. Her çocuk biriciktir ve kendine ait bir gelişim hızı vardır. Bununla birlikte, çocukların çoğunun belirli beceri ve davranışlara ulaştığı, belirlenmiş gelişim aralıkları bulunmaktadır. Çocuklar gelişimin bu kilometre taşlarına beklenen zaman aralığı içinde ulaşmadığı zaman gelişimsel gecikmeden şüphelenilebilir. Örneğin çoğu çocuk 9‒15. aylar arasında yürümeye başlar. Bir çocuk 13. ayına gelmişse ve hâlâ emekliyorsa ya da koltuğa, masaya vs. tutunarak sıralıyorsa endişelenmeye gerek yoktur. Yürümek için gerekli becerileri kazanmıştır ve kısa bir süre sonra yürüyecektir. Ancak 19 aylık olduğu hâlde herhangi bir yürüme belirtisi göstermeyen bir çocuğun, çocuk doktoruna götürülmesi ve tıbbi ya da gelişimsel bir probleminin bulunmadığına emin olunması gerekir.
Bazı çocukların da beklenen yaş aralığından daha önce, belirli beceri ve davranışları düzenli olarak geliştirdikleri görülür. Eğer bir çocuk beklenen zaman çerçevesinden daha önce söz konusu gelişimi gösteriyorsa çocuğun yaşının ilerisinde, parlak ya da üstün yetenekli olma ihtimali yüksektir. Bu çocukların gelişiminin yakından takip edilmesi, erken gelişen becerilerin desteklenebileceği ortamların çocuklara sağlanması önemlidir.

Kaynak: Ayşe Esra İŞMEN GAZİOĞLU – Hayatın İlk Çeyreği
